English

 Masa tenisi forumuna katılın, fikirlerinizi belirtin

 

  Altın Web Ödülü

Ankara'da

Masa tenisi Dersi verilir.

Ayrıca herkese oynama imkanı.

Tufan Yalçın

505 391 60 75

536 938 53 26


 

JAN-OVE WALDNER'İN IŞILDAMASI

Cor Apeldoorn - Aralık 2000

Jan-Ove Waldner çok farklı şekillerde oynayabildiği için masa tenisinin Mozart'ıdır. Bu birçok gazetede yapılan muhteşem bir benzetmedir.

Onun eski çalışma partneri Jens Fellke "O hakikaten de Amadeus filmindeki Mozart gibidir" diyor. Fellke, 3 yıl önce almancaya tercüme edilen "J.O. Waldner Geheimnisse eines TT-Genies" kitabını yazdı.

Onun erkek kardeşi olan Kjell-Ake (38) il e de röportaj yaptım. Diğer Waldner İsveç bayan milli takımı antrenörlüğünü yapmaktadır.

Jan-Ove Waldner (35) ile bir çok röportaj yapıldı. Onun röportajlarda çok iyi olduğu hemen farkedilir. Endişesiz bir ifade ile tüm konuşmalarını detaylandırarak röportaj yapan kişinin bilgisizliğini kapatır. Buna rağmen masa tenisi oyuncularının onun hakkında ne kadar bilgisi olduğuyla da fazla ilgilenmez. Bu röportajın Jan-Ove Waldner ile yapılmasının sebebi de budur.

Jan-Ove Waldner 3 Ekim 1965 yılında Stockholm'de doğdu. Birçok İsveç ailesinde olduğu gibi  anne ve babası çalışıyordu. Annesi bir mağazada, babası ise bir gazetede grafiker olarak çalışıyordu.

Jan-Ove'nin bir kulübe kayıt yaptırması gerekmiyordu. 6 yaşındayken bir tatilde yapılan küçük bir turnuvaya kardeşiyle birlikte katılması istendi. Anne ve babası masa tenisi oynarken çocuklarının ne kadar eğlendiklerini farkettiler ve onları masa tenisi çalışmalarına ve maçlarına yönlendirdiler. Küçük Jan-Ove'nin masa tenisi oyunu, doğuştan yetenekli olduğu tenis ve futboldan çok daha hızlı gelişiyordu. 9 yaşındayken kendi yaş gurubunda İsveç şampiyonluğunu kazandı. Daha sonra masa tenisine ara verip 15 yaşında profesyönel olarak oynamaya başladı. Onaltısında ancak 2 yıl sonra sürebileceği ilk Porche arabasını kazandı.

Gelişimi

Onbeşindeki Waldner, şimdiki Waldner'den farklıydı. Kardeşi Kjell-Ake: "Jan-Ove şimdi, 20 yıl öncesine göre zaman ve enerji kazanmak için masaya daha yakın oynuyor. Backhandini de devamlı geliştirdi. Bu seviyede oynuyorsanız bu zaten gerekli".

Jan-Ove tabii olarak şu anki seviyesinin eskiye göre daha yüksek olduğunu düşünüyor: "Masa tenisi çok hızlandı. Servis karşılaması tüm zamanlardan daha önemli hale geldi. Top gidiş gelişleri azaldığı için servisten sonra atak yapmak önemli".

Tutku

Onun masa tenisine olan tutkusunu, uzun süreli arkadaşı olan yazar Fellke'nin şu sözlerinden anlayabiliriz: "Onun masa tenisi tutkusu çok büyüktür. Bu kadar uzun süredir kendi hayatını böyle idame edebilmesi inanılmaz. Seviyesini korumak için eskiye göre daha fazla çalışma yapıyor. Yılın 200-250 gününü evinden uzakta maç yaparak geçiriyor."

Jan-Ove: "Oynadığım zaman hala çok fazla zevk alıyorum. Ulusal takımda oynadığım tüm zamanlarda da çok eğlendim. Atmosfer daima çok iyi olmuştur. Oyuncuların çoğu arkadaşlarım. Ayrıca yüksek seviye konsantre olmak beni daima büyülemiştir. Kazandığım tüm başarıların sebebi çok iyi konsantre olabilmemdir".

Etkenlerin karmaşıklığı

Başarı için tutku tek etken değildir. Yazar Fellke: "Jan-Ove aynı zamanda çok da yeteneklidir. Top hissetmesi ve görme kabiliyeti çok iyidir. Başka oyuncuların bazı yönlerini kendi oyununa getirmeye çalışır. Ek olarak çok iyi analiz yapar. Bunu uzun süre önce kardeşiyle birlikte yapardı. Bunun dışında kendi kaybettiği maçları videoda nadiren seyreder".

Jan-Ove: "Tutku önemlidir, fakat ben aynı zamanda oyunu da çok iyi okuyabiliyorum. Belki benim yeteneğimin de biraz rolü vardır". Topla yaptığı muhteşem sanat için yeteneğin katkısını fazla görmemesi muhtemel olmasa gerek.

Kendi kaybettiği maçları neden görmek istemez? "Bazen seyrettim. Bence kazandığın maçları seyretmek daha önemli. Negatif tecrübeler benim kendime olan güvenime zarar verebilir". Masadaki kararlılığı işin sadece bir yüzüdür …

Tek yönlülük

Kendisini masa tenisine bu kadar adamanın dezavantajları da vardır. Yazar Fellke: "Hayatında çeşitlilik yok. Hayatının diğer kısımlarında epeyce tembeldir. Kendisini ilgilendirmeyen şeylere enerjisini harcamak istemez. Örneğin sürücü ehliyetini bile daha uğraşıp da almadı".

Ayak Hareketleri

Jan-Ove'nin ayak hareketleri rahat ve gevşektir. Yazar Fellke: "Enerjisini önemli toplara saklamak ister. Yapılan bir teste göre en üst seviye masa tenisi oyuncuları maksimum nefes kapasitelerinin ortalama %80 ini harcarlar. Jan-Ove ise ancak %55 ini kullanır. Gerektiğinden fazla enerji harcamaz. Bu yüzden hiç bir maçı 21-5 kazanamayacaktır".

Jan-Ove kararlı bir şekilde : "Hala çok fazla ayak hareketleri çalışması yapıyorum", diyerek cevap verir. "Ben zaten topun geldiği yerde duruyorum, bu yüzden hareket etmem de gerekmiyor. Oyunu okuyabiliyorum". Benzer ifadeyi futbol antrenörü Van Gaal 10 yıl önce yapmıştı. Futbolu kafanızla oynayın, demişti. Bununla zeka ile oyun seviyesini yükseltmişti. Fakat Jan-Ove oynarken zekasını kullanmaz. Pratikte sadece sezgileri ile oynayabilen ilk oyuncudur.

Görüntü

Yazar Fellke: "Jan-Ove oyunun psikolojik kısmının çok farkındadır. Rakibinin onun hakkında, yetenekli olduğu için oynayabildiğini düşünmesinden hoşlanır. Bir çeşit yenilmezlik hissi yayar. Ben ne zaman onu yensem bu bir istisna diye düşünürdü. Onun da bildiği gibi, benim artık onu yenemeyeceğim bir gün gelecekti. Bunun dışında rakip Jan-Ove'nin ne düşündüğünü hiç bir zaman bilmemelidir. Rakip daima onun ne yapacağı hakkında kararsız olmalıdır. 19-14 galipken bile peş peşe 7 sayı alabileceğinden bile".

Bunlar Jan-Ove'nin gizemleri midir? Jan-Ove bunu inkar ediyor: "Ben rakiplerim için bir imaj yaratmıyorum. Fellke'nin ifadesi yanlış. Ben bu başarıları kazanmak için tüm hayatım boyunca çalıştım. Tabii ki kabiliyet gereklidir, ama ben bunlar bana havadan gelmiş gibi davranmıyorum".

Duygu

Kardeşi Kjell-Ake: "Kaybettiği bazı zamanlarda Jan-Ove'nin kızması gerekirdi. Ama kendisi kızgınlığını göstermenin oyununu negatif olarak etkilediğini biliyor. Bu yüzden duygularını çok iyi yönetebiliyor".

Yazar Fellke: "O da kızabilir. Eğer rakibi çığlık atıyor, bağırıyor veya benzer hareketler yapıyorsa, hislerini belli etmeden rahatsız olabilir, hatta maçı bile kaybedebilir!".

Jan-Ove: "Yaşlandıkça kaybetmek daha kolay oluyor. Bazan eğer oyunumdan tatmin olmamışsam ben de hislerimi belli edebiliyorum". Sohbetimiz sırasında hislerini hiç belli etmiyor. Bu akşamki maçta da mutlu görünüyor.

İsveçli top sihirbazı, seyirci olarak, sporlarda duyguların dışa vurulmasını anlayabiliyor. "Borg ve McEnroe gibi farklı kutupları görmek isterim". Borg'dan etkilenmiş miydi? "Belki biraz. Ama aynı zamanda Ulf Carlsson ve Mikael Appelgren gibi eski takım arkadaşlarımdan da. İsveç stili. Ayrıca masa tenisinde kendi oyununa konsantre olmak diğer tüm sporlara göre daha önemli".

Değişim

"Bence son turnuvalar seyirciler için çok cazipti. Bunun bir sebebi oyunu daha da cazip duruma getirmek için topu büyütme çalışmaları. Ama umdukları kadar başarılı olamadı. 40 mm topların yüzde doksanının kalitesi kötü".

"En önemli şey iyi organize edilmiş turnuvalardır. Diğer etkenler daha arka planda kalır. ITTF'in önereceği yeni önlemler oyunu daha cazip hale getirecek mi, söylemesi zor".

Jan-Ove setlerin kısalması ve bu yıl devreye girecek olan servis kuralıyla ilgili olarak : Son kural servisin etkisinin rakip tarafından da belirlenebilmesini farzediyor. Jan-Ove : "Hakem servis atışını daha iyi şekilde gözlemlemeli. Eğer topu havaya daha yükseğe atarsam, arkamdan bir şeyler yapamam. Şu anda bir çok oyuncunun yaptığı gibi. Belki de profesyonel hakemlere ihtiyacımız vardır".

Yukarıdaki ifadeler bir yıl öncesine dayanıyor. Fellke: "Bence Jan-Ove hala sözlerinin arkasında. Hala yeni topların kalitesinin kötü olduğunu düşünüyor. Yeni sayma yöntemini (11 sayılık) destekliyor. Onu en çok endişenlendiren ise yeni servis kuralı tartışması. Mart 2001 deki İsveç kapalı turnuvasında yeni servis kuralı devreye sokulsaydı turnuvadan çekilecekti. Ekim 2001 de onunla konuştuğum zaman 2004 olimpiyatlarına kadar oynamayı planlıyordu. Bence son değişimlere kendisini adapte ediyor".

Onur Ödülü

Şimdi, 21 yıllık profesyönellik hayatından sonra, onun kazandığı onur ödülü hakikaten de inanılmaz. Teklerde akla gelen her kategoriyi kazandı. 1992 yılında olimpiyat şampiyonu, iki defa dünya şampiyonu, bir defa Avrupa şampiyonu ve 7 defa en iyi 12 ler şampiyonu oldu. İsveç'in kazandığı 5 Avrupa birinciliği altın madalyasında ve 4 altın madalya'da Jan-Ove'nin katkısı vardı.

Yazar Fellke : "Şimdi kazandığı her şeyi sanki bir ekstra gibi görüyor. Daha şimdiden gelmiş geçmiş en iyi oyuncu. Bu yüzden de kariyerinin başlangıcına oranla maçlara çıkarken çok daha az gergin".

Jan-Ove'nin ışıldaması daha nereye kadar sürecek?

Copyright Cor Apeldoorn & Denis' Table Tennis World

Tercüme :

 

Son güncelleme tarihi : 06 Kasım, 2002

Copyright © 2001-2006 Ertan Patır

Bu sitenin içeriği kod ve yazılım da dahil olmak üzere, izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya yeniden yayınlanamaz.

Webmaster :