Jump to content
Masatenisi.org Forum

beşyüziki

Üyeler
  • İçerik sayısı

    552
  • Kayıt Tarihi

  • Kazandığı gün sayısı

    97

beşyüziki kullanıcısının tüm içeriği

  1. Doğrusu, bu yorumu pek de uçar-kaçar bulduğumu ifade etmek istiyorum. Bir lahza bakışımızı, şu anda dahi muhtemelen antreman yapan Kuzey ve Güney Koreli çoğu kadın defansçıya, eski Sovyetler coğrafyasına yayılmış salonlarda, daracık şortları içinde terleyen totoları ve çoğu bekentlerinde kah 1.1 kah 1.3 Feint Long 2'leriyle antrenörleri nezaretinde, eşşek gibi antireman yapan Rus defansçı kadınlara çevirelim mi ne dersiniz. Hele de buna bir de dünyanın kalanındaki defansçıları ilave etsek . İlk 50 de yokmuş defansçı...İlk 50 de olmayan oyuncuların çoğu atakçı ya buna ne diyeceksiniz?...Hoş, olanların da çoğu atakçı, ona da ben bişey diyemem ama, doğrusu, olaylara bakışımı yalnızca rekabet ve sıralama perspektifiyle daraltmaya niyetim olmadığını da burada ifade etmek istiyorum. Joo Se Hyuk bir ara 12. idi. Evgueni Chtchetinine yaşlılığında bile uzun süre ilk yüzde kaldı. Hadi ilk 200 de olsun, hadi rekabetçi perspektiften bakalım, başarı ise yine de bu çok çok büyük bir başarı. Şu an dünyada ki oyuncuların sayısını bilen var mı. Yalnızca Çin'de 3 milyon lisanslı masatenisçi olduğunu duymuştum. İlk 50 ye girememişmiş, ilk 100 e girememişmiş, bu defansçıların çok çalışması lazım... ''Defansçılar daha çoookk çalışmalı''.....Oooooohh, rahat rahat, ne güzel...Atakçılar çok çalışmalı..Ooooh, oturduğum yerden, ne güzel, ver gitsin... Ma Te'nin Xu Xin'i yendiği maçta da mı ''defansçılar çok çalışmalı''. Çin süperliginde Ma Te ilk 50 deki oyuncuları çatır çatır yendiğinde de mi ''defansçılar çok çalışmalı''. Hoş, son turnuvalarında Ma Te dökülüyor ama olsun, biliyoruz oyunculuğunu. YouTube'de de defansçı maçlarının altında sık rastlayacağımız bir yorum kalıbıdır. Defans oyun tarzının işe yaramaz olduğundan, kazanmaya yetmeyeceğinden dem vurmalar. Kalıptır bu. Bir defans oyuncusu yeniliyorsa bu kalıbın devreye girdiğini görürüz zaman zaman. Bu kalıp kullanılarak ''eleştirilir'' kesmecilik. Neden bu kalıp kullanılır, bu başka bir bahs. Genellemelerle düşünüp detaylarda yaşadığımızı bir kez daha hatırlamanın zamanı olduğunu bir kere daha hatırlatmak istiyorum. ''Klasik defansçıları ancak Türkiye'deki veteran turnuvalarında görebileceğiz desenize..!! ''....Beğenemiyor muyuz, vah vah....Yurtdışındaki turnuvalarda da rastlıyoruz klasik defansçılara. Çivi çakar veya sipinks atarken modern, keserken klasik. Topun değiştirilmesi neticesinde yeni topların ağırlaşıp az falso almasının, kesmecileri etkilediği yönünde yorumlar duyuyoruz. Buna tabii ki uzun pütürlü lastikler konusundaki daha evvel yapılan sınırlandırmaları da eklemeden geçmeyelim. Bununla beraber, 40'lı yaşlarınının sonlarındaki E. Chtchetinine hala büyük kafalı karbonlu özel yapım defans tahtası üzerinde, forhend 1.0 mm. TSP Triple Spin-Chop, bekhende de 1.0-1.3 mm. TSP Curl P1R 'siyle ilk 100-150 nin altındaki oyuncuları sıraya dizmeye devam ediyor.
  2. Tahtalarda gullanılan ağaç nevii ve sıralaması aynı görükse dahi, ağaçlar farklı galınlıklarda gullanıldığında belirgin değişiklikler zuhur ediyor. Yokarıdaki tablo muhtevasında gatman galınlıkları bulunmadığından, işbu tabulaya bakarak kestirimde bulunmak yerinde görünmüyor. Oynadığımnan söylüyomg, misal, Koji Matsuşita tahtası ile Sitiga Ofensiv Gılasik iki ayrı alem. Bununla beraber, tablonun tetkiki bende ''haa..hımmmm.....hımmm..haaaa....bakıyım, hımm, hhaaa...haa...hımmmm'' şeklinde betimleyebileceğim bir sürece yol açtı...bunda da bir lezzet bulduğumu ifade etmek istiyorum.
  3. Sayın Moktav ve Vedaty, kanaatimce ''ziyadesiyle doyurucu'' tabirini mükemmelen hak eden malumatlarınızı okumamı müteakiben bende, öğlen sıcağının sabah serinliğini ortadan kaldırışının ilk duyumsanışı misali bir belirişle, bir şükran hissinin husule geldiğini ifade etmek istiyorum. Teşekkür ederim.
  4. Sayın Moktav, üleşişiniz için teşekkür ederim. İlaveten, bu üleştiğiniz konunun, bende başlıbaşına tamamıyle başka bir başlık altında değerlendirilmesi lazım gelen bir bahs intibaını uyandırdığını farkettim. Sizden ricam, yukarıdaki cümlenizi tafsilatlı bir şekilde açmanız... Revolution No:3 Cleaner namlı mayii bizzat denemiş olmak tecrübesinden noksanım. Muhtemeldir ki, bu vaziyyette olan başkaları da var. Vereceğiniz malumatın, her ne kadar bu mayii bizzat kullanmanın yerini katiyyetle tutmayacak olsa da, yine de kendine göre bir kıymetinin olacağı kanaatindeyim. Dikkatimi zihnime tevcih ettiğimde karşılaştıklarımın, sadeleştirilmiş bir versiyonunu aşağıda takdim ediyorum: Mayii satha tatbik etmemizin akabinde yüzey top tutuculuğunda muhakkak bir artış var gibi görüküyor...ancak ne kadar?.....Sipinks artıyor mu kayda değer yani, belirtiniz... Çin lastihlerine tatbik ettingiz mi mayii, ettingiz ise nasıl neticelendi belirtmez miydiniz.... Zira mayi lastik yüzeyinde ince bir tabakayı eritiyor, yakıyor veya ortadan kaldırıyor, velhasıl-ı kelam dönüştürüyor ve dahi alttan taze lastih çıkıyor....Hee mi, beyle mi? Lastikten lastiğe değişiklik göstermekle beraber, gerek üst gerekse alttaki süngerde olan değişiklikler, zamanla lastikte hız gaybı diye tarif ettiğimiz bir duruma yol açıyor. Sanıyorum Revolution No:3 Cleaner' in hızlandırıcı bir tesir i yoh... beyle ise lütfen teyid ediniz. Zira belki de mayinin lastiğin yüzeyini temizlemekle galmayıp, sathın derinliklerine nüfuz ederek, üst lastiği gerginleştirmek gibi bir etkisi de söz konusu...beyle olduğunu sanmamakla birlikte, bu bahste de sizden bir teyid taleb etmekte bir beis görmüyorum doğrusu. Bir ay sonra ne oluyor, sürsek yeniden... yeniden sürsek...bi bir ay daha istifade edebilir miyiz lastiğimizden belirtseniz...
  5. Heh, Takaşima...Tahtası da vardır...Hinoki ağacıdır.
  6. Hele gılibin sonlarına doğru ( 6.30 )Satoshi'nin raketinin yakın pilan görüntüsüne zanıyın . Hele lastiği de Yasaka Mark V XS' tir. Beyle gadın oyuncu da vardır. Satoshi Aida kadar önceden kestirilemez olmaktan ziyade, mütemadiyen kesen, nadiren hucmeden...Joanna Parker vidyolarına bakabilirsiniz. Yuuçüyb'den...Parker geçenlerde Paul Drinkhall' la dünyaevine girdi de , gayrı Joanna Drinkhall oldu. Forhend 1.9 , bekend 1.7 mm Tenergy 05'nen oynuyor. Tahtası da Matsushita Pro'dur ha.
  7. Sayın Al Gapon, andığınız metin felsefi bir yazı değil. Hem de hiç ! Biri, yeryüzündeki herkesin parmak izi değişiktir, kar taneleri gibi, veya herkes biriciktir, şu kainatta bir eşi benzeri daha yoktur der ise, bu, felsefe yapmak değildir. Yalnızca bir olguyu dile getirmektedir, olgulardır bunlar... Oysa Felsefe, olguların NEDEN böyle olduğunu sorar, bu neden'i yanıtlamaya çalışır bunun ÜZERİNE'dir, her yanıt çok daha fazla soru doğurur ve bu böööyle süreeer gider. Bilim ise NASIL 'ı yanıtlamaya çalışır. Takdir edersiniz ki, ayı işaret eden parmaktaki artrite, fışkıran gıllara ve barnaktaki yamru yumru, yer fıstığı kabuğu misali mantarlı dırnağa rağmen, yine de aya bakmak kabildir.
  8. Bu, ''senin doğruların başkalarını rahatsız ediyor,'' dur şunu herkesin önünde suçlu ilan edeyim, suçlu hissettireyim de güç kazanayım' lara hiç gerek yok. Böyle bir inanç taşıyor olabiliriz, ama güç her şey demek değil. YlmazS 'in yorum yapıp yapmaması ona kalmış, bu onun alanı. Final paylaşımının daha başında neticeyi yazmamak, bir görgü , bir ihtimam meselesi. Neticeyi önceden yazmıyorsun , hepsi bu. Aslında bu konuda bir şey yapmaya gerek yok, yalnızca dikkat... Hepsi bu. Özel olduğumuzu göstermek zorunda değiliz. Mecbur değiliz buna. Maçlara katılabilir, şampiyonluk için oynayabiliriz, olabiliriz de, ama yine de özel olduğumuzu göstermek zorunda değiliz . Sen, en güçlüsü, en iyisi değilsin. Şu kainatta biriciksin. Hayatta bazen kavga da oluyor, ama hayat bir kavga değil. Her zaman üstteki olmamız gerektiğine inanıyor olabiliriz... ............'' her zaman üstte olmak zorunda değilim''i hissedersek rahatlarız... ...bırakabiliriz, gitsin. Oh, rahatlayınca vücut iyi çalışır, sağlıklı ve güçlü oluruz. İnsan şartlanması gereği , kırılgan olmanın ölüm kadar tehlikeli olduğuna inansa bile, kimse seni suistimal etmeden de kırılgan olabilmek mümkün. İnsan duygularını ve yaralanabiliyor olduğunu gösterebilir. Bu alana yavaşça, kendimiz için uygun olacak şekilde, çok yavaş adım atabiliriz. Ancak kırılgan olabilirsen, gerçekten güçlü olabilirsin. -------------------------------------- '' Sadece başkalarına zarar vermek istediğinde güce ihtiyacın olur, ama sevgi her şeyi yoluna koymaya yeter. '' - CHARLIE CHAPLIN -
  9. Herhalde ilk cümleniz ''Sonuçları yazmayın ne demek..'' olacak, değil mi sayın Bilal, yanılıyorsam , doğrusunu bildirirseniz memnun olurum. Sayın Bilal, şayet dikkatinizi yeterince tevcih ederseniz, takdir edeceksiniz ki, GENELLEMELERLE DÜŞÜNÜRÜK, LAKİN HER BİRİMİZ DETAYLARDA, DETAYLARLA YAŞARIZ. Düşünmek demek de olan zihnimiz, toplum da demektir. Bir mekanizmadır zihnimiz. Çalışması, aslen, tek tek bireylerden oluşan toplumun varlığını sürdürmeye yöneliktir. Parmak izlerimizin eşsiz olması misali her bir birey eşsizdir, biriciktir emmee zihnimizin, kendimizi veya bir başkasını ele alış tarzı ,o kişinin biricikliğini ve eşsizliğini göz önünde bulundurmaktan ziyade, mekaniktir, robotsudur. Bireylerin ve de durumların biricikliği ile TAM bağlantı kurmadan, genellemelerle düşünürüz...Bu da bizi göz önünde olanla bağlantımızın kopmasına veya olanla eksik ve deforme bir şekilde bağlantı kurmamıza yol açar. Kendimiz veya başka biri hakkında, düşünürken ( ki düşünmek her zaman bir şeyin HAKKINDA dır, asla o şeyin kendisi değil ) onu da diğerleri gibi ele alarak düşündüğümüzün ayırımında olmadan düşünsel süreç akar gider. Bir duvardır zihin. Bütün galıpları eski, geçmişten gelen, adeta sözcük dediğimiz tuğlalardan müteşekkil bir duvar...Fabrika üretim tezgahından birbiri ardına çıkan ürünler gibi ele alarak düşünürüz olay ve insanları. Ayrımında olmayabiliriz, yalnız gafamızın çalışma şekli beyledir. Düşündüğümüzde de, şimdi ve burada ile bağlantımızı gaybeder, rüyada yaşarız. Zihnin nassı çalıştığına dair bir hayli bilgi-deneyim mevcuttur. . Bu, uçsuz bucaksız, başka bir bahs. Gelelim '' Doğrusu, insanın içinden, '' istenildiği gibi yazmayı yalnızca başlığı açana mı bahş ettiğinizi '' sormak geçmiyor değil. Durum, kişilerin istediğinin yazmasının gısıtlanması deyil. Durum, dile getirdiğiniz gibi değil. ''Başlığı açan istediği gibi yazabilir''... Sanki yazamıyormuş, ööle bir şey olmuş ki, konuyu açan bunun gurbanı olmuş gibi değil vaziyet. Durum böyle dıramatih deel. Durun, durun, öyle hemen aceleynen ilerlemeyiniz satırlarımda. Vaziyete bakmadan önce görme aygıtım ne durumda deyip, şahsen önce alın ve göz bölgemi rahatlatıyor, ondan sonra bakıyorum... Konuyu açan yazmış da zaten ''istediği gibi''. Bendeniz de şimdi '' böyle bir paylaşım şöyle değil de böyle olsa, ben de bunu şöyle yaşardım, daha hoş olurdu diye'' yorumlayacağım bir bildirimde bulunup, kendimde olanları kağıda geçirmekle iktifa etmiş idim... Olay bu. Tehnoloji hayatı golaylaştırıyor ....emmeeee ''özgürlük serhoşluğu'' diye de bir şey var. Her kesin ellerinde mini gompüterler, telefonlar, tıhı tıhı nicelerini görüyoruk, paso yaziyler...Emmee önünde boş ekran var iken, yazmayan pek az. Çünkü yazmadan önce kendimde olmam gerekir. Belki de ihtiyacım yoh bnu yazmaya, asıl neye ihtiyacım var du gidiyim de garşılayım ihtiyacımı gibi bir yönelimle, daha bir dikkat ve şuurla hareket etmemin sayısız faidelerini gördüğümü ifade etmek istiyorum. İlaveten, teknolojinin, pek çok ucuz numaranın ortaya çıkmasına mahal verdiği, yer yer bir çeşit zihinsel lağıma da dönüşüp, sağlık ve esenliğimize yararı olmayan bir kirlilik yarattığı da kabbak gibi ortada. Bu açıdan kendi sorumluluğumuzu alırsak, ''herkes kendi gapısının önünü temizlese bütün maalle tertemiz olur'' misali, hani ööle olur yaani. Yanlış da yapılabilir, takdir edersiniz ki bu sayede öğreniyoruz. Başkalarının söylediklerine göre hareket etmeyi bıraktım. Kendi merkezimden hareket ediyorum. Bir forumda biri, Japon Açık Finali diye başlık açarsa ve tıklar tıklamaz da vidyoyu izlemeden önce gazananı yazmış ise, bu durumda kendimde olanlara dair paylaşım yapabilirim.
  10. Sayın YılmazS, başlığınızı okumamla, tıklayıp, konuyu açmam arasında helecanlanmış, helecanım daha da artmış, dişe diş bir mücadele izlemenin arifesinde tatlı bir keyf ve meraka gark olmuş idim...bir şeyler tamamlanmaya doğru yol alacak, ben de bunu izleyecektim..hayatın kendisindeki doğal gelişim gibi, hani ne olacağını bilmediğimiz, şeylerin tamamlanmaya doğru yol aldığı bir akış misali, maçın kendisinin cereyan edişi gibi...Lakin, daha ilk cümleleri okuduğumda, her şey berbad oldu. Bende oluşan kanaat; siz değil de başka biri , kim yapmış olsa idi bunu, muhakkak ki yine de aşağıdaki satırları kaleme almaktan geri kalmayacağımdır: Başlığa final yazıyorsanız, vidyoyu da yayınlıyorsunuz ki izleyelim, e o vakit bırakınız da finali izleyelim, sonucundan maçın izlenmesi üzerinden haberdar olalım. Xu Xin hakkındaki izlenim ve yorumlarınız için ayrı bir konu açınız. Bu konunun başlığı ''.....Japon Açık final'' değil, ''........finalinin sonucu'' olsa yerinde olurdu doğrusu...
  11. Sayın YılmazS, başlığınızı okumamla, tıklayıp, konuyu açmam arasında helecanlanmış, helecanım daha da artmış, dişe diş bir mücadele izlemenin arifesinde tatlı bir keyf ve meraka gark olmuş idim...bir şeyler tamamlanmaya doğru yol alacak, ben de bunu izleyecektim..hayatın kendisindeki doğal gelişim gibi, hani ne olacağını bilmediğimiz, şeylerin tamamlanmaya doğru yol aldığı bir akış misali, maçın kendisinin cereyan edişi gibi...Lakin...Lakin, daha ilk cümleyi okuduğumda, her şey berbad oldu. Bende oluşan kanaat; siz değil de başka biri , kim yapmış olsa idi bunu, muhakkak ki yine de aşağıdaki satırları kaleme almaktan geri kalmayacağımdır: Başlığa final yazıyorsanız, vidyoyu da yayınlıyorsunuz ki izleyelim, e o vakit bırakınız da finali izleyelim, sonucundan maçın izlenmesi üzerinden haberdar olalım. Sun Yingsha hakkındaki izlenim ve yorumlarınız için ayrı bir konu açınız.
  12. Öncelikle, bu husustaki tetkiklerim neticesinde, bende oluşan bir takım kanaatleri paylaşmama vesile olan böyle bir bahsi açmanıza karşı duyduğum şükran, memnuniyet ve lezzetyab oluşu bu vesile ile burada ifade etmek isterim. Oyununuzu görmüş değilim. Şimdi, burada, daha önceki muhtelif forumlara yaptığım ziyaretlerde, tavsiye isteyenlere verilen cevaplarda rastladığım, ''bir videonuzu koysa idiniz de, oyununuzu görüp, ona göre bir yorum yapsaydık'' tarzı bir kalıba yönelmekte olan enerjimin, belkide vidyo hazırlayacak zaman ve imkan bulamadığınız, ya da belki de kendinize bu tarz bir özen gösterme deneyiminden henüz yoksun olduğunuz şeklindeki düşüncelere yöneldiğini ifade etmek istiyorum. Geçtiğim yerleri hatırınızda tutmak size zor geliyor, anlamıyor iseniz , ne duruyorsunuz, bir kez daha okuyunuz satırlarımı. Sayın 34ekin06, size naçizane tavsiyelerim aşağıdaki gibidir: ''Bu konuya ağırlık vermeyi düşünüyorum'' diye yazmışsınız lakin, asıl önemli olan, arzunuzdan ziyade, hareket etme şekliniz ve onun uzantısı olan oyun tarzınızda uzaktan kesme sistemine geçmeye KENDİLİĞİNDEN bir yönelim, bu tarz oyuna dair bir potansiyel olup olmamasıdır. Yoksa, defansif oyunun da katılımıyla ortaya çıkan rallilerdeki dram, şiirsellik, sanatsallık, güzellik, lezzet ve helecan inkar edilebilecek bir şey değildir. Ne tarz olursa olsun, güzel bir şey yaratmak bizi mutlu eder. Lakin, ''düşünüyorum'' demişsiniz ki, zihnimiz bir arzu yaratma mekanizmasıdır zaten. Eğer arzularınızı izleyecekseniz size şimdiden şunu söyleyebilirim, hayal kırıklığına hazır olunuz. Bunu mutlaka tecrübe edeceksiniz. Zira, arzu ve hayal gırıklığı bir mecidiyenin iki yüzü gibidir. Şimdi, uzaktan kesme yolunda inkişaf etmek gibi bir gayeniz var ise, size bu yolda eşlik edebilecek malzemelerden söz edeyim. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, yol, ortadadır. ''İyi '' oyuncuların tercih ettiği, galiteli malzemelerden birkaç denesini tecrübe edip, size uygun olanını seçin ve gayrı onunla antireman yapın. Yeteri gadar ayni malzemeynen oynadığınız takdirde, güzel vücudunuzda, ilmin, ''yeni nöral ağ oluşumu'' gavramıyla ifade ettiği değişikliğin olmasına izin vermiş olursunguz. Hele daha da uzun süre aynı malzemeynen oynar iseniz, derinleşir, o malzemenin gullanımında ustalaşırsıngız. İlaveten, Doğu'nun, ''herhangi bir alanda ustalaşanın ustalığı diğer bütün davranışlarına da yansır '' şeklindeki anlayışını da burada anmak isterim . Barnak izi misali herkes değişiktir ve sizin için en uygun olanı bulma mesuliyeti de, zihinsel alışkanlıklarımız her ne kadar kabak gibi ortada olan bu durumdan bizi kaçırmak için hareket etse de, evet, bu mesuliyet, hayatınızın mesuliyeti TAMAMEN size aittir. Ekipmanı yalnızca deneyerek bilebilirsiniz. Avcılar derneğindeki sohbetlerde işittikleriniz veya nette okuduklarınızla değil. Zira malzemeyi aslen, oynariken gullanacahsınız, gonuşurken, düşünürken deel. Dünyanın en hafif tahtasını bırakınız, size, tahta seçiminizi yapmak üzere şu iki gurubu sunuyorum. İşbu listelerin muhtevasında en üst düzey oyuncuların oynadığı tahtalar da mevcuttur. Muhakkak ki bu listeyi genişletmek mümkün, emme bu başka bir bahs. 1 - defans grubu ( def, def+, all-, all, all+) Victas: Koji Matsushita Def veya Koji Matsushita Butterfly : Hadrawshield Def, Innerforce Def, Defence Pro, Matsushita Pro, Defence Alpha Nittaku: Resist, Resist II , Endless, Goriki Super Cut , Kim Kyung Ah Donic: Defplay Senso Sauer Troger: Firestarter Joola: Chen Weixing Def Tibhar: COS-3 Yasaka: Sweden Defensive 2- atak-defans (def+, all-, all, all+, off- ) Victas: Koji Matsushita Special, Koji Matsushita Offensive , Yuto Muromatsu Butterfly: Joo Se Hyuk, Diode V , Defence II, III, IV, Matsushita Pro Alpha, Petr Korbel , Matsushita Power Defence Nittaku: Violincello, Shake Def, Haneyoshi, Violin, Goriki Danshi TSP: Toccata Carbon, Super Defensive Tibhar: Stratus Power Def Joola: Chen Weixing Donic: Persson Power Allround Gelelim uzun büttürlere: TSP : Curl P1R 1.0-1.3 veya 1.4-1.7 mm. Curl P3 Alpha R 1.0-1.3 veya 1.4-1.7 ( Batırfılay Feint-Soft muadili, raat oynanır) Butterfly: Feint Long II, 1.1 ve 1.3 mm. Feint Long III 0.6, 1.1 ve 1.3 mm. Feint-Soft 1.5 mm. Donic: Spike P1 , Piranja Formula Tec , Joola: Octopus, Tibhar: Grass D-Tecs, Palio: CK531a XIOM : Vega LPO 1.0 , 1.3 yada 1.5 milim galınlıklı süngerler ile gullanınız bu bütürleri. Kılasik defans tarzı, mütemadiyen kesme, arada bir tek sipinks, tek çivi veya buna yakın tarzda oynuyorsanız, birinci guruptan tahta ve 1.5 mm.ye çıkmadan 1-1.3 aralığı uzun pütür yeğleyiniz. Yine, tercihan, birinci guruptan bir tahtayla gombine ediniz bu lastiği. Neden, çünkü bu tip terkiplerle, bir defansçı olarak, hız ve sipinksle fırıl fırıl gelen topları gontrol etmenin golaylığı tecrübeyle sabittir. Bu bahste, ''atak gücümü zayıflatır'' tarzda itirazlara asla itibar etmeyiniz. Rakip gurogi durumdayken yapacağınız o tek sipinks veya çiviniz için bu tahtaların ve tekniğinizin sağlayacağı sürat, rakibinizi kelimenin tam manasıyla perişan etmenize fazlasıyla yetecektir. Beyle yaparak ekmeğimize yağ sürmüş oluruz. Yooooh!.. Yoh, yoh, yooooohhh!.. Ben forent bekent sipinks de yapıyom, gontra sipinks de yapıyom, atah yapmak için fırsat golluyom, bekent kesiyom emmee forhend ööle pek kesmeyip, uzah yakın sıh sıh atahlar yapıyom, gontra yapıyom diyorsangız, düzeltiyorum, demekle hiç bir ilgisi yok; essahtan ,oynuyorsanız bu şekilde, yahut böyle oynamaya istidatınız var ise ve de talim-terbiyenizi bir antirenör de nezaretinde, sistemli temrinler yaparak bu istikamette inkişaf ettirmek istiyorsanız, oh hayır, bunu istemek de kafi değildir, daha fazlası, tüm varlığınla bu işe girişmek icab eder.....o vakit ikinci gruptan bir tahta, ayrıca, 1.0 milimlilerle beraber, belki de 1.3 veya 1,5 ( 1.4-1.7 ) milim süngerli uzun bütürler sizi beklemektedir. Her tür ekipman , oyundaki durumlara bağlı olarak bize hem avantaj hem de dezavantaj getiriyor. Daha çok ne tarz oynuyorsak, ekmeğimize o tarz yağ sürecek ekipmanı kullanır, aynı ekipmanın dezavantaj getirişini de kabul edersek akıllıca davranmış olur, bunun ekmeğini yeriz. Kabullenme, rahatlama da getirdiğinden, rahatlama içinde yavaş yavaş , o ekipmanı o dezavantajla kullanmada derinleşebilir böylece de dezavantajı dönüştürmeye başlayabiliriz.
  13. Yanlış. Sweetspot tepki değildir. Tepki, başka bir kavramdır, sweetspot belli bir tepkiyi aldığımız alanı işaret etmek için kullanılan bir terim. Yalnızca tahta ''tepki vermez''. Bişey olur; kabaca, biz rakedi tutuyoruzdur, topa vurduğumuzda, o bölgeden elimiz üzerinden gelen uyarıyı, gafamızdaki ''biyokompüter '' kendindeki eski kayıtları kullanarah ''yorumlar''. Gompütürüne böyle olayları nasıl yorumlayacağına dair gayıtları da hayatının ilk yıllarında alırsın ha, bebeyken, emekleme, yeni yürümeye başladığın, ilk goordinasyon tecrübelerini edindiğin sıralarda..dokunduğun, bağlantıya geçtiğin nesneler nasıldır? bu sıcak, bu ıslak, bu pütürlü, daha isimlerini öğrenmeden, öyle şimdiki gibi üzerlerinde düşünüp analiz etmeden, cap canlı deneyimlersin dünyayı...bu sihirli alem ve kendi vücudun nasıldır?..işte bebeyken çevreyle olan garşılaşmalarında gayıtlar oluşmağa başlar biyogompüterine...ilerki yıllarda da olanları bu gayıtlarla değerlendiriverirsin de sen daa farhında bile olmadan bu işler yürüyüverir.. Çevreye ''tepki''yi sen gösteriyon yani tahta deel. Senin varlığından , canının içinden yükselir yani ha! ....Rakedinin farklı nohtalarıyla vurduğunda aradaki farkları ayırd edebiliyorsan sweetspot gavramının işaret ettiği şeyi de anladığını hissedebilirsin. Bah, dedim; topu raketinin farklı nohtalarında zıplat, farket, bakalım fark var mı diye...ettin mi?...Canlı tecrübemi paylaşmayı, lise fizik dersinde ezberlediklerimi paylaşmaya yeğlediğimden, başkasından da benzer şekilde davranmasını beklediğim olmuyor değil ... Sweetspot tahta üzerindeki bir bölgeye, bir aralığa işaret eden, o bölgeden söz etmek için kullandığımız bir gavramdır. Yaklaşık olarak lastiğin ortasında yer alan bir alandan söz ediyoruz. Oynarıkan top, bu alanın İÇİNDE değişik noktalara bile çarpsa, oyuncu açısından ''işler yolundadır', vuruş yeri açısından bir mesele yoktur, vuruş ''doygun''dur, hakkı verilmiştir, burada hiç sorun yoktur bile, tıpkı sağlıklıyken vücudumuzu hissetmememiz gibi ha!... Pekiii, top bu alanın, sweetspotın DIŞINA çarpar ise : oyuncunun biogompüteri, rakedi tutan elinden gelen bu uyarıyı anında yorumlar, ''bişeyler yolunda gitmiyor'' veya ''kötü vuruş yaptım'' . ''kenarına çarptı'', ''vay mükemmel furamadım'' veya bu tarz yorumlar. Çok gatmanlı ve garışıktır bu süreç ha!... Bunu okuyan çoğu oyuncu anlıyonguz ne demek istediğimi, biliyorum. Sweetspotun dışına çarptıysa, gontrolsüz gider veya o vuruşta bişey eksik, çarpık veya iyi yapılmamıştır işte o furuş... Sirvis için ÖZELLİKLE lastiğin kenarlarıynan furuyorsan müstesna. O bölgenin de verdiği his ööledir zaten. Tahtadan tahtaya bu alanın ''genişliği değişir'', garbonlu, ziylonlu, arileytli vs. takviyeli tahtalarda daha geniştir bu ''sweetspot''. Makbul bişey geniş olması, tolerans yapar...''Vuruşumuzu hakkını vererek yapacağımız alan genişlemiştir'' diye yorumlamakta da bir beis görmüyorum... da, ne olacah?..Geniş siviitsupot iyi işte, oyna. Oynarıken gelen dopu ve pozisyonumuzu iyi takdir edip göremediğimizde, vururken iyi hissettiğimiz yerin biraz yanıyla bile furmuş olsak iyidir yani sweetspot genişse....mesela masadan uzak oynuyorsan...o an rahat pozisyon bulamadıysan..Yani sweetspotun genişliği olumlu bir özellik olarak görülür, öyle düşünülür. Tabii ki sana uygun, sevdiğin ekipmanın sweetspot'ı dar bile olsa, mesela Stiga Ofansif Gılasiğin siviiti , Sitiga 7.6 karbona göre belirgin şekilde güççüktür emme sen yine de nispeten küçük sweetspotlu bir tahtaynan da pekala oynayabilin. Lakin başka biri Ofansiften sonra 7.6.yı alınca vay benim ahlım neredeymiş bu güne gadar deyu 7.6.ya geçse o da olur. O da ona göre. Külliyen yanlış. Külliyen. Saçmasapan birşey. Uydurmasyon sosuna bulanmış, muhtemel bir yanlış anlama. Sweetspot gavramının doğru gullanımını yukarda ifade ettim. Bu gavramın beyle ''Tahtanın her tarafının yoğunluğu aynı ise "sweetspottur" denir.'' şeklinde gullanıldığını ilk defa görüyorum. Neye sweetspottur deniyor, tahtaya mı? Hoş, hani bari şöyle bir şey okumuş olsam: ''Tahtanın her tarafının yoğunluğu aynı ise "sweetspottur" denir, diye duydum ben bunu.'' bari böyle yazılmış olsa....Nerdeee... ''denir!''... denir diye bitiyor, denirse, öyleyse neden öyle demiyoruz. Denmiyor, çünkü, böyle kullanılmıyor bu gavram. Lakin mesela, ''bu tahtanın sweetspotı geniştir, şununki buna göre dardır '' diyebiliyoruz. Heh, Newton mekaniğine göre...Sipinks yapariken rakedimi nekkaa geriye çekerek harekete başlar isem (mesela Xu Xin), okkaa sipinks üretebilirim bu yazdığınıza göre.......de, mesele bundan çok daha garmaşık. Ayrıca asıl mesele: konu bu değil. Usta oyuncuların lastiklerine bakınız, neresiynen, nassı vuruyollar. Vidyoda var yukarda. Bakınız, cevap orada, kabbak gibi görünüyor. Masa tenisi canlı bir süreçtir, bu süreci oynayarak, izleyerek tecrübe ediyoruz. Malum........da...........taşımaya çalışıyorlar ne kelime, basbayaa taşıyorlar da, taşımanın da envai çeşidini yapıyor, şakır şakır oynuyorlar..Şak!...Şaak!!! Şşaakk!!!...Şşşaaakkk!!.. Şakkır şakır oynuyorlar, şakkır şakır. Fevkalade oynuyorlar, ''taşımağa çalıştıkları'' falan da yok...haaa, masa tenisi öğrenmeye yeni başlamış olanlardan taşımaya çalışanlar vardır elbet... orası doğru ....hah, oldu şimdi.....
  14. Datlı- siviit....siviit..hoş, datlı manasında...sipinksi oraynan çekmek hoş, pek hoş.....çiviyi oraynan çakmak hoş ,pek hoş!.. Dopu zıplata zıplata gezdir hele rakedinin üzerinde...bak bazı yerlerde nası his veriyyo, bazı yerlerde nası...hissediveriyo kişi, rakedinin siviitsupotu nerelere yayılıyo...bak, garbonlu rakette dene bak gör, daa geniş sweetspot onda... Dessert: tatlı var bir de emmee, o mesela bahlava için gullanılıyyo ha, künefe için....siviit melodi deyoz emme dessert melody ı-ıh... Nokta- point... yoh, supot...sıpat...tek dayire şeklinde alan.....ve ona tam tepeden bahıyor olacaan'ın gavramsallaştırılmasıynan, spot...point'den farkı, point boyutsuz nokta gavramının ifadesine yönelik...sonsuz küçük nohta ..veya fiil olarak işaret etmek manasında.... Gılasik müdaafacı var bi tane...Rus..forhend bekend nassı kesiyyo nassı....orta yaşlı bir oyuncu...işte o, beyle forhend bi gısa kesik sirvis atıyor... duttuğu yere en uzah ucuynan raketinyin.... diğer fruşlarını o da tabii sweetspot'ıynan yapıyor......neydi adı... neydi...hah: Eieuvvgeuennieuei Tstchtschtcheieithitinnihhninneininenin.
  15. Usta oyuncuların lastihlerine bak, bak üçüncü defa yazıyorum... yukarıdaki vidyoda görünüyor ayan beyan, topun tozunun lastiğe yapıştığı yerler...bak Ma Lonk var, Fan Zendong var, Xu Xin var, hala galkıp ucuynan, yok fizih, galdıraç, ordan burdan duyduğunuz şeyleri, eski yazılmış şeylerden belledikleringiz...düşünceleri bırakınız, kuruyan yapraklar gibi düşüp gitsinler, bakınız çıblak göz ilen....bir an da olsa...
  16. Sayın palayer, forumda bu hususa dair paylaşımlar var. Son cümlenizdeki ''bu suale''yi ''bu suali'' yapmaya ne dersiniz...Hele de ''servis rakipte olunduğunda''yı ''olduğunda''...
  17. Goordünasyon ediyon....aferim sana
  18. En uzah noktaynan furduğunda, galdıraçın daa uzah nohtasına goymuş oluyoz dopu. Galdıraçın destek noktası da işaret barnağıynan baş barnağın arasından bileğe uzanan alandır ha. Daa çok enerciyi devreye soh, daa hızlı gitsin.
  19. Yukarıdaki satır, olmayan bir şey hakkında yapılmış bir yorumdan öteye gitmemektedir. Zira yazdıklarım tetkik edilirse, takdir edilecektir ki, hiç bir yerde ''kainattaki bilimsel kanunların safsata olduğuna dair bir cümle geçmemektedir, bu, kabak gibi ortadadır. Yalnızca yazdığınız, ''bu durum fizik kanunudur'' cümlesini okumamı müteakiben bende olanlara dair bir bildirimde bulundum. Bunu derken şu satırlarımı kastediyorum: '' Doğrusu kendimi ''safsata'' dememek, doğrusu kendimi '' ne bu, ne de hiç bir durum, fizik, kimya veya matematik, antropoloji, jeoloji veya bioloji ''kanunu'' değildir. Elbette ''bu durum fizik kanunudur'' şeklinde bir cümle kurabilirsiniz kurmasına, lakin, böyle bir cümlenin ilettiği şeyi betimlemek için de safsata( nonsense ) sözcüğü biçilmiş kaftandır '' dememek için parmaklarımı tuşlar üzerinde zor tuttuğumu ifade etmek istiyorum.'' Bakınız, yoktur burada ''kainattaki bilimsel kanunlara safsata ''demek. Belki '' bu durum fizik kanunudur '' yerine, ''bu duruma dair fizikte şöyle bir kanun vardır'' demek kabil...Belki '' Şu fizik kanunu bu duruma uygun geliyor''....belki '' bu durum ( bildiğim kadarıyla) fizikte şöyle ifade edilir''... belki...belki bu tarz bir cümle. Lakiiiiin '' bu durum fizik kanunudur''... yok, doğrusu ben yiyemeyeceğim bu dolmayı. '' Kainattaki bilimsel kanunlara "safsata" demeniz çok komik..! '' yazmışsınız; hoş, hani, doğrusu, bu cümleyi okumamı müteakiben, bende, gayrı tuşlar üzerindeki parmaklarımı '' kendi purojeksiyonunuzu komik bulmuşsunuz'' cümlesini yazmamak için zor zaptettiğime, hele buna bir de '' rüya görünce böyle olur'' u ekleyerek devam etme lüzumuna dair bir kanaat hasıl olduğunu ilave etmek istiyorum. Kainatta değil, bilimde bilimsel kanunların varlığından söz edilir, bunlarla çalışılır. Yasalar ifadedir. Yenileri bulunur, olup bitenleri daha kesin, daha berrak, daha kapsamlı ifade ederler. Kurulan ilintinin ifadesi, şeyler beyle beyledir, şöyle olursa da şeyler bah hele beyle oluyor'un ifadesidir ha yasalar. ...yazışınız yerinde olmadığı halde, ifade etmeliyim ki, bendenize cevap addettiğim, müteakip satırlarınızda, bu hususa dair bir düzeltme, bırakınız düzeltmeyi, en küçük bir anma dahi olmaması dikkatimi celbetti. Yalnızca duruma matematik veya fizik açısından yaklaşırsak...bu da, zihni kullanmak, halihazırda zaten göz önünde olan şey hakkında öğrendiklerimizi kullanarak düşünmek, yorum yapmak demektir. Yani göz önünde olan şeye bir purojeksiyon yaparız. Purojeksiyon, olup bitenle uyumlu görükebilir emme uyumlu olmayabilir de ki purojeksiyon(yansıtma) purojeksiyondur neticede. Tam olarak olanı görmek için çıblak gözle bahmak gerekir ha, çıblak gözle. Beşerin çoğu, daha bir tecrübe yaşarken, baktığı şey hakkında, gayrı gafasındaki poroğram nasıl ise, onunla o anda düşünüp yorumluyor, başka bir deyişle çıblak gözle bakmayıp zihnini gullanıyor olduğunun ayırdında deel. ''Masatenisinde herşey matematik ve fizik kanunlarına göre gerçekleşir.'' Newton fiziine göre mi izafiyet teorisine göre mi? Hah hah hahh....Latife ..latife..yerine göre, her ikisine de göre tabii...gulüpteysek Newton'unki yeterli görüküyor... Masatenisi oynuyoruz. Olup biteni ifade etmek için matematik ya da fizik terimleri kullanılabilir emmee matematik veya fizik varoluşun kendisi deyil, ona yaklaşma biçimleri. Matematik bir dildir. Onu öğreniyoruz. Sonra da kullanabiliriz veya kullanmayız. Olanla , olanın ifadesinin ayrımı mühim. Bu ikisini birbirine karıştırmakta faide olmadığını, kendi kendimize bütünüyle içten davrandığımızda görebiliriz.
  20. Doğrusu kendimi ''safsata'' dememek, doğrusu kendimi '' ne bu, ne de hiç bir durum, fizik, kimya veya matematik, antropoloji, jeoloji veya bioloji ''kanunu'' değildir. Elbette ''bu durum fizik kanunudur'' şeklinde bir cümle kurabilirsiniz kurmasına, lakin, böyle bir cümlenin ilettiği şeyi betimlemek için de safsata( nonsense ) sözcüğü biçilmiş kaftandır '' dememek için parmaklarımı tuşlar üzerinde zor tuttuğumu ifade etmek istiyorum. Varoluş önce gelir, içinde belirdik. Bir gizem olarak alınabilecek şu içinde bulunduğumuz uçsuz bucaksız okyanusla kurulmuş bağlantıların, durumların, ilintilerin ifadeleridir bilimsel yasalar. Yasalar gafada, oradaki purogramda. Varoluşla yanağınızı okşayan bir ilkyaz meltemini, tam eserken, üzerinde düşünmeden , hissederek de bağlantı gurabilirsinyiz.
  21. Bunu çin milli takım oyuncu ve antirenörlerine iletelim de, o lastiklerinin ortasının hafif üst bölgesiyle değil de, mümkün mertebe kombolarının saplarına en uzak noktalarından fursunlar...
  22. Ustaları izleyesin, onların eskimiş lastihlerine bakasın. Onlar andığın tüm bu vuruşları yapmaktalar... Enercimi ardı arkası gelmeyen zihinsel gevezeliklerimden çekip, dikkat etmeye verdiğimde, bundan faide sağlıyorum.
  23. Usta oyuncuların eskimiş lastihlerine bakasın. Lastiğin ortası ve bu bölgenin hafif üstüne doğru bir alan aşınıyor. En çok burası ile vurulmuş, aha, işte, bu bölge datlı nokta. Servisi de bu datlı noktaynan karşılamakta bir beis yok. Sayın palayer28, gelen topa lastiğinizin üzerindeki istediğiniz bir bölgeyle vuracak kadar teknik beceriniz var ise, oynarken deneyerek kendiniz de pekala bulabilirsiniz neresiynen frunca ne oluyor, neresiynen frunca ne... Yok, hoş, beyle bir teknik seviyede değilseniz, o vakit size bu noktaların yerleri yazarak aktarılsa bile, uygulamanız için lastiğin üzerinde değişik noktalarda top zıplatarak teknik çalışma yapmak, meleke kazanıldığında ise , gayrı bunu masada uygulamaya başlamak icab eder. Var mı niyetiniz beyle bir çalışma yapmaya? Bazen servis atarken, rakedin çızdığı yay uzun olsun da topun falsosu da bol olsun veya fileye yakın topa ''çıt!'' deyu çivi yaparken, lastiğin en uç kenarlarının da kullanıldığı olmuyor değil hani.
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgi

Bu sitede size daha iyi yardımcı olabilmek için çerezler kullanılır. Çerez ayarlarınızı buradan yapabilirsiniz, veya devam ederseniz çerez kullanımını kabul etmiş sayılırsınız..