Jump to content
Masatenisi.org Forum

beşyüziki

Üyeler
  • İçerik sayısı

    552
  • Kayıt Tarihi

  • Kazandığı gün sayısı

    97

beşyüziki kullanıcısının tüm içeriği

  1. Vööeee!!!....vöeeee!!!!...vööeee!!!!....vöee!!...... ...N'ooldu...... Adamın akklını alırlar!
  2. beşyüziki

    silinebilir

    Ne zahmeti, bilakis, şu an, yukarıdaki satırları kaleme alırken ziyadesiyle lezzet bulduğumu ifade etmek de ayrı bir keyiflenme vesilesi. Zihnin, bir nevii, ne bir neviisi, tam manasıyla bir biyolojik kompüter olduğunu daha önceki yazılarımda dile getirmiş olduğumu gayet net bir şekilde hatırlıyor, hatırlamak şöyle dursun ve dahi bu hususa bir kez daha değinmek lüzumunun hasıl olduğunu ifade etmek istiyorum. Enerjiyle çalışırız. Ne ilginçtir, önerilerin ufkunuzu açacağını düşündüğünüz anda... ki enerjiniz gayrı tam şu an vücudunuzda olup bitenleri ayırd etmeye yöneltilecek yerde, başka bir deyişle şu ana gelmek yerine , ardı arkası kesilmeyen düşünsel faaliyyetlerde bulunan biyolojik bilgisayarınızın çalışması için kullanılmaya yönelmiş oluyor. Dikkat buyurunuz ''ufkumu açacağını'' diyorsunuz, gelecek zaman, açacak, ''açmakta olduğunu'' deyil. Neden? Çünkü düşünüyorsunuz. Çünkü o kendimizi pek de bir tuttuğumuz zihnimiz, o biyolojik bilgisayar, o purogram, ancak geçmiş ve geleceğe dair çalışmaya muktedirdir. Düşünceler, düşünceler, düşünceler, oradan buradan topladığımız, bize birilerinin söylediği, okuduğumuz, kendimizinmişçesine rol kesip, özdeşleştiğimiz düşünceler...bunlar, uyanık da olsanız sizi sürekli bir rüya halinde tutup, tam şu anda, buracıkta, bakınız, işte hep o uzay uzay denilen yerin hakikisinin içinde, sonsuz var oluşla bir olan vücudumuz ve varlığımızla direk bağlantı kurmamızı, onu olduğu haliyle , yargılamadan, kabul edip, hissedip, izlememizi engellerler. Süregiden bir rüya, süregiden bir erteleme halinde kalırız. Oysa ihtiyacımız ve bize iyi gelen, bütün hissettiren şey, kendimizle ve varoluşla bağlantı kurmak ve sevmektir. Bu da ancak bulunulan anda mümkündür. Düşünerek deyil. Tekrar hatırlatmama gerek olup olmadığı konusunda bir an yaşadığım tereddütü müteakiben, düşünmenin asla şimdi değil, ya gayrı onun için hiç bir şey yapamayacağımız GEÇMİŞ, ya da henüz gelmemiş ve dahi kimsenin bilemeyeceği GELECEĞE DAİR olduğunu bir kerre daha vurgulamak istiyorum. Böylece ,ayırdında olmadan enercimiz düşünsel süreçlere gittiğinde ( olumlu veya olumsuz, düşüncelerin içeriğinin hiç bir önemi yoktur ) şimdiki zamanı gaçırırık. Bunlar, tıraş deyil, tüm bu süreçlerin gözlenmesinden gelen doğrulardır.
  3. beşyüziki

    silinebilir

    Forhend sipin vidyosunu seyrimi müteakiben, şunları vurgulamak lüzumunu hissettim: Topa daha az vurarak, onun yerine enerciyi daha ziyade topu döndürmeye tevcih etmek. ..oysa, yaptığınızı daha ziyade çivi-sipin karışımı bir tatbik ediş şeklinde niteleyebileceğim. Ecnebi lisanda sipin kelimesi fırıl fırıl dönmek, döndürmek, yün eğirmek gibi manalara geliyor. Vurmaktan ziyade, daha çok lastiği topa sürtünüz. Sanki raketle yandan sürterek, misal, bir velosipet tekerini çeviriyormuş gibi Beyle edince sipinle topu nasılda kontrol edebildiğinizi keyifle müşahade etmeniz ve dahi bu yönde inkişafınızı sürdürmeniz kuvvetle muhtemeldir. Elbette, vidyonuzda tatbik ettiğiniz çivi-sipin karışımı vuruşları da pek tabii ki dağarcığınızda muhafaza edip, onları da icabında tatbik edeceksiniz. Bir başka husus da, enseniz ve sırtta iki omzunuzun arasında kalan gaslar ve kolunuzdaki kaslar kuronik vaziyette gerginler. Adelelerimiz ne kadar yumuşak olurlarsa o kadarda sert olabilirler ki, bu da gayrı ister verim artışı deyin, gayrı ne derseniz deyin, hah, işte o manaya gelir. Her daim, tam bulunduğumuz anda olan, evimiz, güzel vücudumuzla irtibat kurup, onu dinleyip, gerginse rahatlatalım adelelerimizi... Evet, oynarken yere sağlam basıp, iyi güç almak son derece önemli. Burada, şüphesiz, ''biriside'' ve ''içinde'' yazarken de'nin ayrı olması gerektiği gibi detaylara takılıp takılmamak, hele ''kriterin geçmesi'' ise bambaşka bir bahs. Ağırlık kullanırsam, ağırlıkları çıkardığımda, takdir edersiniz ki, bırakınız sağlam basmak, bilakis son derece hafif, kuş gibi hissediliyor. Zaten evet, bu maksatla ağırlık kullanılmaktadır da. Ayak bileğine ağırlık takarak çalışma süreçleriyle, bacaklar güçlenir, bacağın yukarı kaldırma hareketlerini daha rahat yaparız. Zaten forhend sipin vidyosunda ayak bileklerinde ağırlıklar görünüyor... doğrusu, ilk bakışta onları ağırlık değil de biraz tuhaf bulduğum, bir hayli dolgun çoraplar olarak algılayışımı da anmadan geçemeyeceğim ... Ancak, yere sağlam basmak, başlıbaşına üzerinde çalışılması gereken bir konu...Dikkatini bağırsaklarının ve leğen kemiğinin olduğu bölgede tutmak ki, vücudun ağırlık merkezi de buradadır, göbek deliğinin 5 santim kadar altına tekabül etmektedir. Çince ''tan tien'' oluptur. Ağırlığınızı aşağıya veriniz, bu esnada dizler kırık ve gevşek, enseniz ve omuzlarınızı gevşek, karnınızı rahat tutunuz. Soluğunuzu rahatlatıp, derinleştiriniz. Bu, bütün vücudunuzun koordinasyonunun yeniden kurulmasını icab ettirir, temrin yapmak gerekir. Günlük hayatta bunu hatırladıkça uygulayınız. Oynarıken mümkün olduğunca eğilerek oynayınız. Dizlerinizi iyice kırınız, masaya ve rakibe file hizasından bakınız . Bacaklarınızı, ayacıklarınızın yer ile temasını , hülasa vücudunuzu hissediniz, tan tieni hissediniz ve ağırlığınızı aşağıya veriniz. Bu his bir kaybolup, bir gelecek. Öyle olsun, vücudunuzu hissedişinize veriniz kendinizi, bağlantıyı gaybettiğinizde de asla ve asla suçluluk duymayınız. yeniden bağlanıp yeniden hissedeceksiniz.
  4. Aboov!.. Aboov da, abovun akabinde bende, Batırfılay'ın tam da böyle hissettirmesi için Diginikis'i ürettiğini anlamakta zorluk çekmediğime dair bir kanaat hasıl oldu. Eee, artık zamanı geldi, ''diğer firmaların da yakında, piyasaya benzer ürünler sürmeye başladıklarını görürsek doğrusu hiç de şaşırmam'' kalıbını da şuracaaza bırakayım da tam olsun. İlaveten, dimağımdan, ''hani Tenergy piyasaya sürüldüğünde, gayrı 38likler piyasadan galkmış idi hatırladığım kadarıynan, siz özellikle eskiden kalan bir 38 mm. ile mi denedingiz Tenergy'yi '' diye de bir merak bulutunun geçtiğini farketmedim desem yalan olur.
  5. Ne iyi etmişsiniz de ''sanıyorum ki'', ne iyi etmişsiniz de ''eminim''in başına ''nerede ise'' ibaresini eklemiş, bu vesileyle kendinize ince de olsa tutunacak bir dal bırakmışsınız. Hoş, emin değilsiniz zira...emin olsaydınız, başına ''nerede ise'' yazmaz, yalın bir ''eminim'' ile iktifa ederdiniz...ama değilsiniz. Şuraya yazayım: 1-Tenergy serisinin hepsinin üst lastik hamuru aynıdır, ayni formülle üretilen kauçuk, değişik kalıplara dökülmüştür. Yani pütürlerin en boy yükseklikleri ve üstlerindeki düz lastik kısmının galınlıkları değişiktir. 2- Tenergy FX serisinin hepsinin üst lastik hamuru Tenergy serisininkiyle aynıdır, ayni formülle üretilen kauçuk, değişik kalıplara dökülmüştür. Yani pütürlerin en boy yükseklikleri ve üstlerindeki düz lastik kısmının galınlıkları değişiktir. FX serisinin süngerleri daha yumuşak. 3-Son çıkan Tenergy-HARD lestiğinin üst lastiği Tenergy serisininkiyle aynı. Süngeri Tenergy serisinden daha sert ha! 4- Diginikis'inse üst lastiği de Tenergy'den değişik, süngeri de ( Diginikis'nen oynamadım, okuduğumu aktarıyorum ). Sayın Algapon, 05 'nen de oynadım, 64' nen de, 25, 80, 64FX ve 05FX'len de oynamışam. 64 ün içe dönük tırtılları 05 inkilerden bariz biçimde yüksek ve de az seyrek. Her iki lastihle de oynadığımızda, dopla temas tecrübelerinin bizde bıraktığı etkileri mukayese edip, yorumladığımızda bunu 64 ü daha yumuşak diye dillendiriyoruz, türkçe. Lakin buradaki farklılık gap değişikliğinden gaynaklanıyyo , yoksa su aynı su, Tenergy lastiği aynı lastik he. Neye garıştıralım ki..
  6. Malumatımın, Tenergy'lerin kauçuk efsaflarının farklı olmadığı yönünde olduğunu burada vurgulamayayım da nerede vurgulayayım. Keza Tenergy'lerin süngerleri de hep aynı sünger. Farklar, pütür geometrisi ve üst lastiğin pütürlerin üstünde kalan düz kısmının kalınlıklarındaki değişikliklerden müteşekkil. Numeroları da lastiklerin inkişafında yapılan testler neticesinde seçilen modellerin numeroları. He, Digniks'len Tenergy'nin kauçukları farklıdır ha. Keza süngerleri de farklıdır. Heç Tenergylerde değişik gağuçuk kullanmak olur mu, o vakit şimdiye değin olageldiği üzre, Batırfılay şirketi, mamülü başka bir isim ve başka bir ambalajla sunar idi. Tenergyler ise bir grup, yepyeni ve hepsinde aynı kauçuk efsafı ve dahi yepyeni süngeriynen, Tenergy gavramı ha!.. Ha, parti parti üretimlerde küçük farklılıklar olabilir belki lakin, Batırfılay, Nittaku gibi capon firmalarının ürünlerinde bu farklılıklar mikro ölçeklerden ileri gitmez. Takdir edersiniz ki, ürünleri ziyadesiyle galiteli ve dahi bu nitelikleri korumak ve sürdürmek bahsinde beşeriyete ışıldayan bir misal teşkil ediyorlar. Bu ürünleri geliştiren mühendis ve ustaları, isimlerini bilmesem de burada anmak ve kendilerine müteşekkir olduğumu ifade etmek istiyorum. Tahtası olsun, lastiği olsun, insan bu mamüllerle oynar iken ziyadesiyle lezzet buluyor. Üstteki tümcelerde dile gelenler, kısmen bahis konusu ekipmanlar ile oynamaktan gelen, kısmen de gafamdaki biyogompüterde yer alan ecnebi lisan uygulamam sayesinde internet sitelerinden aldığım malumatlardır ha!
  7. beşyüziki

    Raketler Renkleniyor.....

    Raket lastiklerinin iki renkte olmasındansa pek çok renkte olmasından yanayım. Çeşitli renklerde lastikler kullanacağım kanaatini taşımamakla birlikte, insanların daha fazla renkli raketlerle oynayabilecek olmalarını hoş buluyorum; daha zengin. Renk farklarının değil, ton farklarının. Oyun düzeyi ne olursa olsun tek tek oyuncuların hiç biri ittf'nin umrunda değil. Şu satırları okuyan arkadaşım, senin biricikliğin iteetefe'nin zerre kadar umurunda değil. Zerre kadar umurunda değilsin onların. Yeni toplar konusunda görüş bildirip de yenileri beğenene rastlamadım. Zaten bu konu kör kör parmağım gözüne ortada. Şu an oynadığımız toplar olucak gibi değil, bu o kadar tabbak gibi ortada ki. En baştan, üretime geçilmeden de belliydi zaten. Buna rağmen topları değiştirdiler İnanılmaz gibi geliyor, lakin de-ğiş-tir-di-ler. Bütün sanayiini değiştirdiler ba! Bir vakitler bir yerlerde geçiyordu, hatırladım, şöyle diyordu: bir doğru ne kadar büyük olursa o denli görmezden gelinir. Lakin doğru da doğrudur. Dünya yine güneş çevresinde dönmektedir. Toplar kötü, pespaye...ne sipinler ustası Xu Xin birşey diyebiliyor da etkileyebiliyor ne Ma Long ne Waldner ne Persson ne Timo Boll ne Liu Guoliang ne Klampar ne de diğer ustalar. Yetki ise, top değişecekse, bu konuda bu insanlar, böyle ustalar yetkilidirler, takdir edersiniz ki toplarla en üst düzey ilişkiyi onlar kurmakta, topu en iyi onlar tanımaktadırlar. Zor kazanılmış, derinlemesine birikimleri vardır. Kolay değil, zor....zor kazanılmış. Zor kazanılmış. Sağlamdır bu birikim, gayaların üzerindedir. Onlara sorulmalıydı. Bu alıkça değil, akıllıca olurdu. Soruldu mu, sorulmadı....Niye sorsunlar cevap belli, dünyanın bütün oyuncularına kakalamak istedikleri bu toplar olucak gibi değil. Şimdi, iteetefe'nin, spor salonunda jelibom tarlası-renkli lastikler fikrinden çıkan meselelerini nasıl halledeceklerine doğrusu hiç enerci yatıramaacam.
  8. beşyüziki

    Raketler Renkleniyor.....

    ITTF 'nin açıklamasının tercemesini aşağıda naçizane sunuyorum: '' Ekipman(malzeme ) Komitesi'nce sunulmuş çarpıcı bir teklif var. Fikir şu ki; oyuncular, halihazırdaki kurallarca sınırlanmış siyah ve gırmızı renkler dışında, değişik renklerdeki lastikleri kullanabilecekler. Eğer onaylanırsa, bu, sporumuzun görünümüne çok önemli bir değişim getirecek. Parlak yeşil, hatta pembe bir lastikle oynadığınızı hayal edebiliyor musunuz? '' Bahis konusu metinde, ''Eğer onaylanırsa'' ( if approved) ibaresinin kullanılmış olduğunu vurgulamakta herhangi bir beis görseydim; cancaazımı barnaklarımdan kompüterimin tuşlarına tevcih etmektense, içime, duyularıma yöneltir, tamamiyle kendimle kalır, şu tatlı bahar esintilerinin, kokuların, coşmanın dadını çıkartmaya kendimi bırakırdım. Lakin, Malzeme Komitesi'nin sunduğu teklif onaylanacak gibi de görünüyor sanki... İteteefe'nin kurullarının kaidelere küçük dokunuşları, misal, topların çapındaki 2 milimceezlik bir artış, neredeyse bütün ekipman endüstrisinin yeniden yapılanmasına, bazarın da bir nebze canlanmasına sebep oluyor...Ne de olsa kaidede değişiklik, pazara, yeni arzu ( dolayısıyla kaçınılmaz hayalkırıklığı) nesneleri üretip, piyasaya sürmeleri için bir yol, yeni bir akacak mecra oluşturuyor. Kesinlikle Nittaku topların galitesine yaklaşmıyor şimdiki doplar. Toplardaki değişikliği kaba, ilaveten kendi ve çevresiyle bağlantı yoksunu addettiğimi ifade etmek istiyorum. Uluslararası Masa Tinisi Federasyonu, hastası olduğumuz, kendimiz ve oyun arkadaşımızın enerjisinin ( hayatının) envai çeşit hallerini görünür kılan malzememiz, konsantirasyon nesnemiz, toplarımıza n'eettin...Doplar ağırlaştı, hantallaştı, yalpalıyor, çarpma açısından daha yükseğe sıçrıyor, söylemeye bile gerek olmayacak derecede kötüler. Enerjimizin ifadesini sağlaması açısından, eski toplarla şimdikilerin galitesi arasındaki ayrımın başka bir tasviri için, şu anda okuduğunuz sözcükleri takib eden şu sözcükleri de okuyunuz: Keman virtüözü Paganini'nin sihirli zarif parnaklarından süzülen müziğin letafetinin yerini, iki kalın ağaç parçasını birbirine umarsızca vurarak ses çıkartma kabalığının alışı....ve....ve bununla atbaşı giden, hiçbir şey yokmuş gibi yapış... 80'lerin başında bir yüzü lastik bir yüzü anti, lakin ikisi de siyah lastik kullanan John Hilton'un, zamanının en ''iyi'' oyuncularını ardarda yenerek avrupa şampiyonu olmasını ve Hilton'un benzer zaferlerinin tekrarını müteakiben, o vakit iiteeteefe kurullarında olanlar, raketlerin iki yüzünün farklı renklerde lastiklerle gaplanması kaidesini getirdiler. He pütürle antiynen oynayanı rakedine bak anla da, ha ona göre oyna ha! ITTF'nin, lastiklerde renk serbestisi getirir ise, şimdiden belirli tahditler ve netleştirişler getirmekle yükümlü olduğu tabak gibi ortada. Misal, düz lastih ve antiynen oynuyor isem, bir yüzü lacivert diğerini siyah yapar, rakibimin farkedişini güçleştiririm. Lasdik renginin tonlarını yaklaştırmam neredeyse yeter. Yani, şimdiki kural uyarınca, gırmızı ve siyah lastik kullanıyorsam, bu renklerin ton ayrımı ''yeterince'' belirgin, yani gırmızı bize tonal olarak orta tonda bir gri olarak, siyah da en koyu tonda bir gri olarak tesir eder, öyle algılarız, belirgindir ton farklılıkları. Oysa, yakın tonda bir açık mavi-açık yeşil ikilisi veya koyu tonda bir lacivert ve mor ikilisi gullanırsam rakibin farkı algılaması daha zor olacaktır, hele de oynariken, hareket halinde...O vakit John Hilton gibi bunun ekmeğini yiyebilirim. O bakımdan, yeni kurala lastik renklerinin TONLARI açısından bir düzenleme-sınırlama getirilmesi icab eder. Zira çevreyi algılayışımızda, ayırd edişimizde, tonun renkten daha belirleyici olduğunun ilmen sabit oluşu kabbak gibi ortada. Siyah beyaz fotoda renkler yok da tonlar var da hanı, fotodakileri tonlar sayesinde ayırdediyoruz veya farklı renkte olsalar da aynı tondalarsa ayırt edemiyoruz ya hani hani... Raketimin yedeği de ayni renkten lastiklerle mi olmalı, yoksa onu farklı renklerde yapabilir miyim, belirt bunu da iiteeteefe. Misal, resmi maçtayım, raketi çarptım lastik yırtıldı, tahta gırıldı. E, yedeğiynen maça devam edecem, lastiklerin aynı yüzlerde aynı renklerde mi olması lazım, belirt ha iteetefe. Lastiğimin üstünye desen çizebilir, fotoğraf basabilir miyim hele de iteetefe ( Fotoğrafıngızı gönderin, lasdiğinize basak! Rakedinizi gişiselleştirin kampanyalarına gebe miyiz ha ıtıtıf, hele de. ) Daltonizm'im var ise, rakip de kırmızı-yeşil gombinasyonu yaptı ise bu özel durumda halım n'iicolacak...belirt ııtetefe.
  9. Kişinin, kendi masa tenisi geçmişinde edindiği şartlanmaların, bir başka deyişle oyun seviyesiyle alakalı tecrübelerini, umumi hakikatler imişçesine beyan edip etmediğinin ayırdında olması ziyadesi ile faideli. Şöyle beyanda bulunmak var: Bu böyledir. Bir de şöyle beyanda bulunmak var: Ben bunu böyle deneyimledim. Deneyimi aktarmak ve dahi orada durup, kalanını diğer kişiye bırakmanın rahatlatıcılığı ve hürriyet getiriciliği, zaten göz önündeki şey hakkında düşünüp durmak yerine, ona sakince bakan göz sahibi için ışıl ışıl ortadadır. Beliren bir suali dillendirmeden önce, bir kez daha gözden geçirmenin, mes'eleye daha dikkatli bakmanın, pek çok kere, daha dillendirilmeden önce sualin erimesiyle neticelendiğini tecrübe ettim.
  10. Lastik te etkilenir, oyuncu da lastik üzerinden etkilenir ve etkir. Tahta ve dahi üzerindeki lastikler oyuncunun gas ve sinir sisteminin bir uzantısı olduğuynan ve de bunlar, ralli sırasında olanlar, canlı süreçler olduğuynan , dil, kelimeler de bu canlı süreçlerin kendisi deyil onun hakkında olduğuynan olup biteni olduğu gibi ifade etmek namümkün. Bununla birlikte: Mhcvx90av'nin bahsi açışında yer verdiği ''Her ne kadar oyuncunun seviyesi ve tecrübesi önemli olsa da'' cümlesini zaten ''oyuncunun etkilenişi'' olarak telakki ettiğimi vurgulamak isterim. Belli türde yapı ve malzemelerin belli tekniklerin tatbik edilmesini kolaylaştırdığı kabbak gibi ortada iken - misal kısa pütürle sipinksli toplara nispeten rahatça ''düz'' çivi çakmak, blok ve ataklar yapmak için ziyadesiyle elverişli oluşu, kafi miktarda oynayınız, böyle olduğunu takdir edeceksiniz. O vakit muhtemelen diyeceksiniz ki ''kısa pütür sipinksten o kadar etkilenmiyor'' - evet, bu kabak gibi ortada iken, ''Pütür den gelen toptan hiç bir lastik etkilenmez''e doğrusu katılamayacağım.
  11. Eveeeeet mhcvx90av, tevcih ettiğiniz sual, kanaatimce ancak, o da belki, devede kulak telakki edilebilecek bir ehemmiyet taşıyor olsa dahi - zira sizin dahi ''Her ne kadar oyuncunun seviyesi ve tecrübesi önemli olsa da; '' diyerek vurguladığınız üzre, bu bahs bana adeta ''Messi'nin giydiği ayakkabının fudboluna etkisi'' misali gelse de -yine de sualinizi naçizane cevaplamak yönünde, kapladığım alanda başlayan harekete, tuşlardaki parmaklarımı adeta esen yele kendini bırakmış bir toz parçası misali bırakarak iştirak ediyor ve bundan ziyadesiyle lezzet buluyorum. Evet mhcvx90av, şu ''pütürlü lastikten ( kısa ve uzun ayrı ayrı değerlendirilebilir )gelen top'' la başlayalım. Takdir edersiniz ki, topun çeşitli yoğunluklarda ve yönlerde dönüşleri ve de dönmeden gelişleri vardır. Siz bunların hangisinden dem vuruyorsunuz?...bunu bilmemiz lazım gelir ki bunun lastiği etkilemesinden, tecrübelerimiz nispetinde, daha sarih ve ne dediğimizi bilerek, ya da öyle zannederek bahsedebilelim. Afedersiniz, bahsedebileyim. Lakin bunu belirtmemişsiniz. O vakit: Topa nispeten az sipinks veren lastik gelen sipinksten de daha az etkilenir. Oyuncunun dopa vuruş tekniğini gatmıyom ha! Misal Donic Acuda S1, Batırfılay Tenerji 05 veya Hurricane 3'e göre spinksten daha az etkilenir. Hızlı lastikle oynuyorsan da, yüzeyi sürtünmeli veya az sürtünmeli, dönmeden, hani ''boş'' tabir edilen top gelse, sen de topu okuyamamış isen, vurduğuynan o top nassı gider biliyong mu dağlara taşlara nassı nassıı... Vuruş dağarcığını zenginleştirmek dikkatli ve de sabırlı temrinle olur. Ne denli genç isen o denli kolay olur bu, öğrenme kolay olur. Başka faktörler de var tabii lakin Pütürlü lastiklerle oynayan eşlerle dikkat ederek idman yapmayı vurgulamayayım da neyi vurgulayım.
  12. Yaptığınızla, sessizce, yalnızca maçın linkini vererek yapılan bir paylaşımın ne denli değerli olduğunu, böyle paylaşımlara ve böyle paylaşımlarda bulunan kişiler için hissetmem gereken şükranı, değerbilirliği hatırlayıp, hissetmeme vesile oldunuz Bilal, bunun için teşekkür ederim.
  13. Hele bir de daha paylaşımın başında maçın neticesi bildirilmemiş, izlememize bırakılmış olsa...
  14. Şöyle bir vidyo dikkatimi celbetti. Bende, bu vidyonun başlığındaki malumat üzre, Dr. Neuebaueaueauer'in Agressor lastiğinin orta, hatta orta-kısa pütür kılasmanında yer aldığını ifade etme zarureti hasıl oldu. Konu başlığındaki bahs uzun pütür. Orta veya kısa değil. İlaveten, Ma Long'un Amca Oğlu, evet, aynen bahsettiğiniz gibi, off tahtaya uzun pütür takma durumları oluyor. Def, all, all+ tahtalara takma durumları da oluyor. Hele de, uzun tırtıkla kesmenin zevkının de ayrı olduğunu ilave etmişsiniz. ''O keserken zevk aldığınız tahtayı edinseniz ya'' demek geçdi içimden...Ah, lakin tabii ben tecrübenizden bihaberim, siz de hiç bahsetmemişsiniz gayrı o dahta off muydu, all mıydı, def miydi...Çoğunlukla uzaktan oynuyor ve dahi kesmelerin yanısıra, hatırı sayılır miktarda sipinks atıyor, çivi çakıyorsanız o vakit all+ ve üzeri dahta edinmeyi tercih ediniz dememek için kendimi zor tuttuğumu ifade etmek isterim. Lakin dahtanız hızlandıkça, uzaktan kesiyorsanız, ayaklarınızın çalışmasının da o nisbette iyi olması zarureti vardır. Rakip bol fırıllı ve hiddetli sipinks yaptığında all+ üzeri dahtaynan bu sipinksleri kesmek rahatça geri çıkamıyorsanız müşkül olur. Hızlı dahta topu daha çok atar. Tabii takdir edersiniz ki bunlar, oyun seviyesi ve şartlar ile alakalı mevzulardır. Çok kesiyor da tek tük bitirici sipinks, çivi çakıyor iseniz muhakkak def, def+ kılasmanıngdaki dahtaları dikkate alınız. Bu tür oyun için ziyadesiyle avantajları vardır. Yani dahta ve lastik bahsi, ''ondan gazanayım derken bundan gayb ediyomg, vay bundan gazanayım derken şundan gaybediyom'' gibi görünür.
  15. mesela, şu sayfa... Friendship kombo mesela... https://www.masatenisi.com/combo-raketler
  16. Antiremanda bekent sipini kaçırmadan üstüste defalarca yapmanın ehemmiyeti ne kadar vurgulansa azdır lakin, konu, bunun ehemmiyetini vurgulamaktan ziyade, yapmaktır . Partneriniz bulok yapacak, lakiin çivili deel, nazikçe bulok yapacak da, siz dahi defalarca bekent sipinler yapacaksınız...12....20....30.....Kaçırmayınız, 20 ve fazlası yapmaya başladığınız süreçte pek çok şey edineceksiniz...yavaş, hızlı, sipinleri kaçırmadan 20 -30 tane yapabildiğiniz süreçleri gerçekleştirmeye veriniz kendinizi, düşünmeğe hacet yok bu konuda, YAPINIZ... Ayrıca her gün şınav çekiniz , sizin için uygun olacak şekilde, ne gevşek ne de aşırı yüklenerek, yavaş yavaş arttırın şınavları, yutübde nice şınav vidyoları var, dikkatle izleyiniz ve uygulayınız...
  17. Başlangıç seviyesi, temelleri öğrenenler için, rahat oynanan, kaliteli lastikler. Çin lastikleri kadar falso vermezler emmee gelen falsodan da o kadar etkilenmezler. Oyunda top tutmanız nispeten kolaydır. Nispeten yavaş da oldukları için, hareketlerinizi tam, doldurarak yapmanızı teşvik ederler bir bakıma. Bunlarnan oynamadım lakin Batırfılay'ın Pan Asia, Wakaba, Addoy gibi aşağı yukarı muadili lastikleriyle oynadım. Oyun seviyenize göre kararınızı veriniz, yeni başlıyorsanız bu ürünleri tercih etmek yerinde olur. Üç ay kadar sonra bakarsıngız vaziyete...
  18. - ''Üyeler konuya kendi görüş ve bilgilerini sunuyorlar. Yoruma katılırız yada katılmayız. Son yorumunuz bayağı bir yorum olmuş..'' - İlk iki cümleniz malum. Ayrıca yoruma kısmen katılıp, kısmen katılmadığımız da olur, bu da vardır, bunu da eklemek lüzumunu hissediyorum. Aslında bir bakıma, olan da hep budur, ne denli reddetsek de içinde kabul ettiğimiz bir parça daima vardır. Eğer manipülatif olmaktan kaçınsa idim, ''Yoruma katılırız yada katılmayız'' yerine , '''yoruma katılır ya da katılmam'' şeklinde bir değişiklik yapar idim. Bu ayrımı vurgulamayı önemli buluyorum. Yorumumun mu bayağı olduğunu , yoksa, sizde, okuyunca, yorumumun bayağı olduğuna dair bir kanaat mi hasıl olduğunu belirtmenizi isterdim doğrusu. Zira, takdir edersiniz ki, hoş, etmeseniz dahi, ikisi aynı değildir. ''Son yorumunuz bayağı bir yorum olmuş'' gibi bir yorum yerine, '' son yorumunuzu bayağı buldum, o da şundan, şundan, şundan...'' denmiş olmasını isterdim. Böyle denmiş olmasının tahayyülü dahi bende, söylenecekler olumsuz dahi olsa, bir ilgi ve rahatlama hissi oluşmasına vesile oluyor. - ''Servis kurallarında, topu saklayıp mı kullansınlar saklamadan mı kullansınlar....düşüncelerimin içinde yer almıyor..amatörce ilgilendiğim için beni pek bağlamıyor....yani bu kuralın umurunda olmayanlar kısmındayım..'' - Sizi gidi sizi.. üstteki paragrafımın 2nci ve 3üncü cümlelerinde tam da bundan bahsediyordum. ''...düşüncelerimin içinde yer almıyor..amatörce ilgilendiğim için beni PEK bağlamıyor...'' Şu PEK olmasa idi, o vakit belki de '' bu konu sizi bağlamıyor, düşünceleriniz içinde yer almıyor, lakin, yine de pekala böyle bir konunun başlığı altında yazılanlar hakkında görüş bildirme hakkını kendinize bağışlamaktan da geri kalmıyorsunuz hani '' türünden bir cevap verme yoluna gidebilir, bu katı karşılığı size tevcih edebilir idim. Lakin içimden böyle gelmedi. İyi ki yazmışsınız PEK'i. Peki, ya ''..yani bu kuralın umurunda olmayanlar kısmındayım...''a ne demeli. Valla doğrusunu söylemek gerekirse hiçbirimiz hiç bir kısımda değiliz( sunidir bu bölünme ve ayrımlar) , kısımsa hepimiz tek bir kısımdayız, orası da şimdi ve burası, burası da, bu varoluş kısım değil zaten, bütün. Amatör de olsanız, masa tenisini zaman zaman müsabaka formunda icra etmiş veya ediyorsunuzdur... Siz de karşılaşmışsınızdır ''servis elden çıkmadı, çıktı''yla, sizin de vardır topun envai çeşit kavislerinde aşikar olan, o hastası olduğumuz enerjiyle ilgili tecrübeleriniz, içinizdeki oyuncu çocukla bağlantı kurduğunuzdaki neşeniz, keyfiniz, canlanmanız. .. Özetle, konuya varoluşsal yaklaştım, müsabaka savaş kalitesi taşır, o vakit, bırak, savaş olsun, bütünlüğü içinde, hilesi hurdası, her çeşit silahlarıyla, her şeyiyle. Bir dönemi, 80 ortalarının öncesi, ekipman açısından bir serbestinin olduğu dönemi, dediğimin soluk bir tasavvuru olarak gördüğüme inandırıyorum kendimi. -''Umurun da olan arkadaşla ilgileri ve bilgileri dahilinde konuya bilgi aktarımında bulunmaya çalışıyorlar.'' - Evet -''Lütfen yorumlarımızda dilimiz fazla sürçmeden daha duyarlı olalım.....'' - Yerinde buluyorum, kısmen. Şunu da eklemek lüzumunu hissettim, '' sürçme'', dil veya ayak, insanın tasarrufunda olan bir şey değildir, dolayısıyla talep de edilemez. Ancak bu, taleb edilebiliyormuş izlenimi uyandıracak şekilde cümle kurmamıza da mani olmaz. Yine de, cümlesini kursak da, talep ve elde edilemez. Bir yolu var, lakin, bu başka bir bahs. -''Yorumlar böyle giderse Topu saklamak yerine Konuyu saklamak daha hayırlı olacak gibi. - '' Şimdi ve burada, gözümüzün önünde olup da, önceden hiç olmamış, ve dahi bir daha da tekerrür etmeyecek olan, bu herşeyimiz olan canlılıkla bağlantı kurmaya verelim kendimizi.'' Şimdi! Ekrana bak, bunu okuduğun bilgisayar veya cep telefonunun camını farket..........Şimdi! Hohla... buğulandır onu bir lahza.
  19. Bu kuralı hatırlatmış olmanız hoşuma gitdi, hafızamda 15 cm diye iz kalmış, geçerli veriyi almış oldum, dosyamdaki kaydı düzelttim. Ayrıca, paylaşımınız için kez daha teşekkür ediyorum.. Haklısınız, bu mekanik bir veri, merak eden açar okur, hiç bir kişiselliği yok, orada yazıyor, öyle kararlaştırılmış, diğer kaideler gibi. Lakin, yazmış olmanızı hiç de lüzumsuz bulmuyorum, bunu, mekanik bir bilgi verme de olsa, yapıldığı an içinde, bu konu başlığı altında, sizden gelen bir paylaşım telakki ediyorum. Estağfurullah, sürçü lisan etmediniz. Bu varoluşta, kainatta, gayrı ne derseniz deyin, şu an, şu olduğumuz yerde, en küçük bir çakıl taşından, en küçük bir ot tanesine kadar, her şey, her kes ona ihtiyaç olduğu için buradadır, o olmasaydı burada onun eksikliği hissedilir idi, bilge insanlardan okuduğum bu sözlere yürekten katılıyorum. Dilerim bunun hatırlanışı alttan alta hep sürsün. Okuyanların yaptığı çeşitli projeksiyonları hariç tuttuğumuzda, yalnızca yanyana gelmiş harfler ve dahi aralarındaki boşluklardan müteşekkil kahkahalarıma gelince, onların şahsınızla zerre kadar ilgisi yok. Size yönelik değildirler. Kahkahalarım mevcudiyetimin derinliklerinden gümbürtüyle gelirler zaman zaman. Bazen gülmeyi bir şey tetiklemiş görünür ( yukarıda, hayalimde beliren, kendilerini son derece ciddiye alan, yanyana sıralanmış ciddi, konsey üyeleri idi...''top, elden 16 cm.çıkacak, yaz kızım''.... hah hah hah hah hah!! ), bazen de görünürde hiç bir sebep yoktur...Durunuz, hemen, burada muhtemelen ''sebepsiz yere gülüyorsan delirmiş olmalısın, sebepsiz gülenlere deli denir '' diyen zihni kalıpların sizi sürüklemesine izin vermeyiniz. Sizi temin ederim, kendinizi kelimenin tam manasıyla kapıp koyverdiğiniz, gümbür gümbür bir kahkaha bırakın deliliği, herşeyi yakıyor. Ardından ziyadesiyle iyi ve taze hissetmenize yol açıyor, bunu böyle tecrübe ettim, ediyorum. Bu böyle, yapacak bir şey yok.
  20. Sitenin iletişim mailini kullanarak , durumu ifade etmek ve indirim talep etmek mümkün görünüyor.
  21. Hah hah hah hah haahhhh!!!!!...Aaaahhh hahh hahhh hahhh hahhh haaaaa!!!...Hhahhhh hah hah hah hahh hahhh hahh hahhhhhhh!!!!....Ooaaaaahhhhhh hahh hahhh hah hah hah hahhhh hhaaaaaaa!!!!...Aaaarrrhhhhh hhahhh hahrhhh hahrrhhh hahh harrhhhh!!!!!....Ahh hahh hah haaaaaa!!!!...Size teşekkür ederim kuralın doğrusunu yazdığınız ve servisin hatasını belirttiğiniz için de...eeeaahhhhh hahh hah hah hahhh hahhh hahh hahhhhh!!!!...hehh heh heh hehhhh hheahhahh hahhh hah hahh haaaa!!!....hah hah hah hah hahhhhh!!!...yyy-yahu hakemin oturduğu yerdeki mesafeden hareket halindeki topun 15 santim mi 16 mı 17 mi çıktığını nasıl net olarak kestirebilirim?...diyelim ki servis atıyorum, rakibi ve hakemi benim mi mutmain etmem gerekiyor yoksa onların mı mutmain olması gerekiyor...zira bunlar aynı şey değillerdir. Tekrar ediyorum, bunlar aynı değildirler. Neden?.. Bu başka bir bahs... İlaveten, kişilerin mesafe kestirim becerileri farklı farklıdır ve dahi ayni kişinin dahi mesafe kestirimlerinin birbirini tutmadığı deneylerle sabittir. Bu kabbak gibi ortada iken, oyuncuların hakkının yenmemesini nasıl tesis edeceksiniz.... Servis tekrar ettirilebilir mesela, mutmain hissetmediyseler.. hah hah hah hahhh! ..Şöyle denebilir, mesela, ''16 santim çıkarınız veya daha fazla, bende topu elden kuraldaki kadar çıkarmadığınız kanaati hasıl oldu, bunu gözeterek tekrarlayınız servisi '' ...mesela....2 tekrar...3üncü de de elden dik 16 çıkartıldığına mutmain olunmadıysa o vakit, hah, işte o vakit , yapıştırınız sayıyı... Ma Long'un vidyodaki servisinde mutmain oldum. Eli, topun peşisıra yükselmiş ve dahi top elden belki 10-15 santim kadar çıkmış gözükse de , servisi kuralın işaret ettiği nitelikte, manipülasyon yapmıyor elle, aşikar. Kabak gibi ortada, kabbak gibi. Elden 16 cm.çıkmadıysa da, 16'dan murat, topun elden dik olarak çıkıp, ELDEN SARİH BİR ŞEKİLDE AYRILDIĞINI kestirmek için bir referans olmasıdır. Asıl nokta, , topun serbest düşmeye geçip servis vuruşunun yapılmasından önce, elle manipüle edilmeden, dik olarak havaya atılmasıdır. Yoksa ''aaa elden16 cm. çıhmadı!!!..vaaayyyy! 16 cm.de çıhmadı'' , ''yoh yoh çıktı, vay çıkmadı'' lardan sakınalım. Şimdi ve burada, gözümüzün önünde olup da, önceden hiç olmamış, ve dahi bir daha da tekerrür etmeyecek olan, bu herşeyimiz olan canlılıkla bağlantı kurmaya verelim kendimizi. Bunun yerine, zorlanımlı, cansız , mekanik bir şekilde, rakamları, sayıları, yüzdeleri, istatistikleri, cümlelerin tekrarını geçirmemeye ne denli ehemmiyet atfetsek azdır. Top en yüksek noktasına erişip, varoluşun içinde serbest düşmeye geçtiğinde de, gayrı güzel vücudunuzla, golunuzla rakibin gözlerinden saklarmısıngız, topu kesik gösterip topsipin mi atar da, istediğiniz hileyi mi yaparsıngız, yoksa göstere göstere mi atarsıngız orası size kalmış. Şahsen kurallar andığım şekilde değişmiş, istendiğinde servis saklama serbestisi olsa, bazı servisleri saklayarak atar, bazılarını da göstere göstere atardım. Kasmazdım yani, ikisi de olsun, daha zengin.
  22. Faul servis vidyosundan ziyadesiyle lezzetyab oldum. Vidyodaki kararların ikisi hariç cümlesini yerinde buluyorum. Topun avuçtan dik bir şekilde çıkması gerekiyor, bitti. Baum'un attığı backhand servisin avucundan dik mi çıktığını berrak şekilde seçemediğimi de ilave etmek istiyorum. Ek olarak, Ma Long'a verilen sayıda top elden15 cm. çıkmış ve makul ölçüde dik gibi görünüyor idi. Gardos'la oynayan oyuncuya defalarca sayı verilmesinin lezzetyab olmamdaki kesif etkisini de burada yad etmeden geçemeyeceğim. Kerelerce sayı yiyen oyuncu kendi de şaşırıyor, tuhaftır, bu seviyede bir oyuncunun topu elden çıkarış tarzı o denli otomatikleşmiş ve de bedeniyle ilişkisi o denli kesik ki, topun elden çıkma açısını düzeltmeye başlayana kadar maç neticelendi. Katılaşmışlık. Servis atar iken topun elden dik olarak çıkması gerekiyor, evet makul sapmalar olabilir, ancak bu makul sapmanın sınırlarının da konması gerekir. 85-90 derece olabilir mesela da 80 derece olmaz...Hakemlerin, 80 ve 85-90 derece şeklinde iki farklı atış yapan robotları gözleyerek, yeteri kadar çalıştırılması ve dahi onlarda bu ayrımı net bir şekilde yapacak bariz bir şartlanma oluştuğunun anlaşılmasından sonra hakem olma sertifikası almaya hak kazanmaları mes'elesini de anmadan geçmeyelim.
  23. 80'lerin başında John Hilton evropa şampiyonu oluverdi.Tek yüzü anti tek yüzü sipinli lastik, iki yüz de aynı renkli raketi ile. Rakibin sesten hangi yüzle vurduğunu anlamasını bulanıklaştırmak için tam vururken ayaanı da yere vuruyordu ha. O günün düz lastiklerle talim etmiş yiğitlerini kırdı geçirdi....ve dahi iteetefe çift renk lastih kullanılması kaidesini getirdi. Akabinde itetefe uzun pütürlerin en boy ortalamalarını sınırlayan kaide getirdi. Bu aynı zamanda pütürlerin yanıltıcılığını azaltmaya yarıyordu. İtetefe sürtünmesiz pütürlerin kullanılmasını yasakladı. Bu yasakların külliyen yasaklanması taraftarıyım.
  24. Bıravo, tashihinizi yerinde buluyorum. Kendim dahi,metnimde bir düzenleme yaparak önceden verdiğiniz cevaba yönelik yazdıklarımı çıkarmam söz konusudur. Ancak bu ne vakit gerçekleşecektir bunu şimdiden kestiremiyorum. Değişik lastihlerin değişik sesler çıkartması bahsinde yazdıklarımda, kendimi gözden kaçırmış bulduğum bir hile var..ki bu da topa vururken bacaanın ucundaki ayaanla sertçe yere vurup, raketinden çıkan sesin algılanmasını müşkül hale getirmek. Bu hareket, tesiri kişiden kişiye değişen, anlık, mikro bir terör de yaratmaktadır. ''Evet, hep olacak olan olur lâkin iyi olmayan şeylerin olmaması için var olması gereken şeyler de vardır, olmalıdır da! '' buyurulmuş. Hiç -meli , -malı yoktur. Mevcudiyyet sizin inanç, kanaat ve büyürken edindiğiniz şartlanmalarınızı tanımaz. Gafamızdaki biyolojik bilgisayarlarımızın programlarında dosya adları olarak bulunsalar da, varoluşta ''iyi'' ve ''kötü'' yoktur. Şeyler oldukları gibidirler. Yaptıklarınızla esenlik veyahut bedbahtlık yaratmak tamamı ile size kalmıştır. Yaratmak zor ve sancılıdır, bu sancı dönüştürülüp hoş hale de getirilebilir lakin yok etmek kolaydır ve bulunduğu anda varoluşla bağlantısı kopuk, zihin hep en kolay olanı, yok etmeyi seçer. 17. yüzyılda, efendisinin ölümünün akabinde münzeviliği tercih edip, bir mağaraya çekilip ölmeden önce , ''Hagakure'' Saklı Yapraklar adlı eserini kaleme alan Yamamoto Tsunetome bakınız neler yazmış: ''Bir savaşçının Savaş yolu'nu özümsemesi gerekliliği çok doğaldır, ama sanki insanlar bu konuda gaflet içerisindedirler. Söz gelişi, -Savaş Yolu'nun özü nedir?- diye sorulduğunda, tereddütsüz yanıtlayabilen çok az kişi çıkar. Sıradan zamanlarda bu soruyu akıllarına getirmedikleri içindir. Böylelikle Savaş Yolu'nun özümsenmediğini anlarız. En büyük düşman gaflettir...Savaş Yolu anlamını ölümle kazanır. Ölüm kalım durumunda, çabucak seçilecek olan ölümdür. Tereddüte yer yoktur. Kararlılıkla ölüme ilerlemek gerekir.'' Savaşlarda ( düzenli ordu veya gerilla, gangasterlik, iş dünyası, poker, vb.)her türlü silahın kullanıldığı malum. Hoş, doğru, zaman zaman tarafların belli silahları gullanmadan savaştıkları muharebeler (mesela bir ara, ortaçağda ''crossbow'' yasaklanan silahlar arasında idi) olmuş idi. Lakin.........lakin ne demek istediğim anlaşılmıştır kanaatindeyim. Tabbak gibi ortadadır ki, müsabaka şeklinde oynandığında masa tenisi de savaş niteliği taşır. Elbette vücudumuzun esenliğine zarar vermemeyi gözeterek her türlü teknoloji ve malzemeyi kullanma serbestisi vererek Masa Tenisine bütünüyle bu kaliteyi teslim etmek isterdim. Savaşsa savaş. Bir cengel tasavvuru, turopikal, quvaaak!!! quvaaak!!!..tıssss!!..rrooarrr!!! kak kak kak kaak!!!........Müsabakaya katılıyorsun ve rakip nasıl bir ekipmanla oynuyor, ne olacak bilmiyorsun...bazılarını tanıyorsun belki ama ...Güzel bu...Böyle bir ortamda pişmek daha zenginleştirici değil mi.. Muzaffer olmak ise asıl zafer bu değil mi... Şu satırlarınızı ( Kanaatim odur ki; olaya sadece fiziksel sağlık açısından yaklaşmamak gerek. Zîra çok güzel bir spor dalının, serbest olmaması gereken şeylerin serbest olması yüzünden tarihin derin sayfalarında yok olması, sadece birey için değil insanlık için büyük bir kayıp olacaktır. Biraz önce değindiğim her türlü silahın neden kullanılmaması gerektiği hususunda ne demek istediğimin tarafınızca anlaşılmış olmasını ümit etmekteyim.) biraz daha açınız...Niye tarihin sahifelerine gömülsün masa tenisi böyle yapınca, kanaatimce pek müphem kalmış.
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgi

Bu sitede size daha iyi yardımcı olabilmek için çerezler kullanılır. Çerez ayarlarınızı buradan yapabilirsiniz, veya devam ederseniz çerez kullanımını kabul etmiş sayılırsınız..